Reklam
Bize Sadece Bir 'Aşı' Lazım! - Yarışma Makalesi 7
(63 - CDAJAXVOTE_VOTE_COUNT)
Hep 'Amerika şöyle, Amerika böyle' demeye devam ediyoruz. Düşünün ki, Amerika kötü bir öğretmen, biz de çok vasat bir öğrenciyiz.

Dersten bir türlü geçemiyoruz ve ders de mecburi derslerden birisi… Ne yapmamız lazım? Önümüzde yapmamız gereken sadece iki yol var:

1. Derse çok iyi çalışıp o dersi vererek mezun olabilmek
2. Ya da… Hepimizin tahmin ettiği sonuç.

Amerika’nın Patent Enstitüsü 1790 yılında Washington tarafından kurulmuş olup, şu anda bize bu konuda dünyada mecburen ders veren ülkelerden birisi… Hayatı tecrübelerle dolu olan zor öğretmenlerden. Peki, bizim çok çalışıp o dersi geçme ihtimalimiz var mı? Evet. Peki, bizim de bir gün bu şekilde daha çok çalışarak belki de ondan daha iyi bir öğretmen olma ihtimalimiz var mı? Tabi ki buna da evet.

Gördüğümüz gibi hiç hayır demedik. Ama sınıfta da kaldığımıza göre demek ki bizde bir şeyler eksik. O zaman patent konusunda çok çalışma vaktimiz geldi de geçiyor bile.  Bize sadece biraz ilham lazım, bize bir aşı lazım…
O zaman size kıssadan hisse çıkaracağımız bir örnek vererek konuyu açmakta fayda var…

1960’ların ortalarında Ziploc gıda saklama poşetlerinin orijinal konsepti keşfedilmiş ve patentlenmişti. Bu klasik poşet, ağzında dişi ve erkek ray mekanizmasının birleştirilmesiyle ağzı kapanan ve gıdayı koruyan, şu anda bizim de marketlerde çok fazla karşılaştığımız bilinen buzdolabı gıda poşetiydi. Bu şekilde Ziploc, patentle kazandığı rekabet gücünü kullanarak, sahip olduğu patentinin ardından gelen 12 ve 15 yıllık zaman içerisinde kendi pazarının neredeyse tamamına hakim olarak piyasaya çıkmıştı. Amerika’nın pazarına girmeye çalışan rakiplerini de engelleyerek, pazarının başlıca gücü olarak ilerlemekteydi. Patent korumasının bitmesini sabırsızlıkla bitmesini bekleyen pazar rakipleri, Ziploc’un patentinin son koruma yılında, Amerika’ya satmak üzere klon ürünlerini çoktan hazırlamıştı.

Tam bu pazarın karıştığı sıralarda, Ziploc tekrar bir hamle yaparak çift ray mekanizmalı, tek ray mekanizmalıya göre daha kullanışlı ve açılıp kapanması kolay yeni patentli ürününü piyasaya sürdü. Klasik versiyonuyla aynı fiyata satılan bu patentli yeni ürünü sayesinde Ziploc, pazarının yaklaşık olarak 20 yıl daha hakimi durumunda ilerledi. Tüm yatırımları da böylelikle batan pazar rakipleri, Ziploc’un hışmına uğramış oldu. Bu yeni ürününün de patentinin bitmesine 3 yıl kala, patentini 54 milyon dolara güçlü rakiplerinden olan Dow’a satarak bir kar daha elde etmiş oldu.

Şimdi de Ziploc’tan çıkarmamız gereken sonuçları özetleyelim…

Alınan çok basit patentlerle bile rekabet avantajı ve rekabet gücü elde eden Ziploc, üretimini ve gelecek zamanlardaki pazarda olma şansını defalarca artırarak, tüm rakiplerine iyi bir ders vermiştir. Ayrıca kullandığı bu basit kilit mekanizmasıyla adını tüm dünyaya duyuran Ziploc, markasının değerini de kat kat artırarak pazarında, gıda saklama poşetlerinde bilinen en iyi marka durumuna gelmiştir. Şu anda bile kendi pazarında bilinenlerin en iyisi ve en pahalısı durumundadır. Peki, sizce bu bilinmesi en iyi üretimi yaptığından dolayı mıdır? Kesinlikle hayır! Bu tamamen patentle kazandığı rekabet gücünden ettiği pazar payını artırarak ve güçlenerek ilerlemesinden dolayıdır. Ayrıca patent korumasının devam ettiği bu süreçte, rakipleri aynı ürünle pazara giremediği ve pazarda bu ürünün çok tutulduğundan dolayıdır.

Ziploc ayrıca sadece elde ettiği patent gücüyle yaklaşık 15-20 yıl kadar kral, geri kalan döneminde de sıradan bir marka olacağını önceden çok iyi tahmin etmiştir. Yaşayabilmesinin tek şartı olan inovasyon yapmayı çok iyi bilerek, kendi pazarının lideri olarak ilerlemeye devam etmiştir. Yaptığı çok küçük bir geliştirmeye bile patent alarak, pazarının liderliğini sürdürmeyi devam etmiş ve rakiplerini hüsrana uğratmıştır. Kullandığı diğer bir yöntem de, elindeki patent silahını doğru zamanda ateşlemek olmuştur.
 
Bizim de ülkemiz olarak, özellikle ülkemizin pazarına dışarıdan girmeye çalışan rakiplerimizi engelleyebilmemiz ve ülkemizin ekonomisini yüksek tutabilmemizin tek yolu patent almaktan geçmektedir. Çünkü diğer ülkeler bu yolda ilerleyerek ekonomilerini korumakta ve güçlenmektedirler. Bizim de bu dünyada var olabilmemizin tek şartı budur.

Mesela IBM’in pazardaki ilerleme mantığı ise şöyle açıklanabilir. Düşünün ki kocaman bir orman var büyüklü küçüklü ağaçlar var, IBM’in elinde de balta ve ormana düşman. Eskiden ormandaki en büyük ağaçları sırf büyük diye zorlukla kesmeye çalışan IBM, kullandığı bu stratejiden tamamen vazgeçerek, küçük ağaçları daha kolay kesmeye başlıyor, akşama kadar kesiyor, kesiyor… Önemli olan sonuç… Elinde akşama kadar bir kamyon dolusu ağaç, eskiden ise elinde sadece bir tane büyük bir ağaç. O, büyük ağaçları kesmeye çalışırken, diğer küçük ağaçlar büyüyor, büyüyor… Yine büyük büyük ağaçlar… Şimdi ise kalan birkaç büyük ağaç, ama hiç arkadan büyüyerek gelen ağaç yok! İşte bizim de belirtmeye çalıştığımız bu! Ülkemizin pazarına zaten girmiş ve yetişmiş yabancı firmalarla uğraşmak yerine, ülkemizde yetişmeye ve ekonomimizi gizliden çökertmeye başlayan bu irili ufaklı yabancı firmaların önünü kesebilmek. Bunun da tek yolu patent olarak görünmekte. Kısacası ilacımız patent, bizi iyileştirecek ve hastalıktan kurtularak ayağa kalkmamızı sağlayacak olan patent… Patent bilinci aşılanmış olan ülkeler, hastalıklarla savaşmayı çok iyi biliyor, biz ise daha aşı vurulmadık.

Patent bilinci aşısı olmak dileğiyle…

Yazar: Seyit AKDOĞAN
 
Gazete lan Vermek iin  tklaynz

Marka davalarında hukukçulara ve marka sahiplerine önemli bir kaynak!

adres_kitap

Patentle Kazanmak KitabI ÇIKTI!

SIKÇA SORULANLAR

Uluslararası Tescilin Koruma Süresi Ne Kadardır?
Uluslararası marka tescilinin de koruma süresi on yıldır. Uluslararası Büro, marka sahibine veya vekilin uluslararası koruma süresinin bitiminden önceki altı ay içinde bir hatırlatma yaparak sürenin bitmekte oludğunu bildirir.
 
Madrid Sisteminden Kimler Yararlanabilir?
Uluslararası başvuru; Madrid Protokolü’ne taraf olan bir ülkede gerçek ve etkin sınai veya ticari bir kuruluşu olan veya o ülkede yerleşik olan veya o ülkenin tabiyetinde olan bir gerçek veya tüzel kişi tarafından yapılabilir. Uluslararası tescilin sağlanabilmesi için
Devamını oku...