Reklam
Üniversitede alınan eğitimler buluşçu olmak için yeterli mi? - Yarışma Makalesi 8
(48 - CDAJAXVOTE_VOTE_COUNT)
Bu sorunun cevabı herkes tarafındna bilinir fakat bunun sebepleri hakkında düşünülmez. Düşünen insanlar ise kulaktan dolma bilgileri birbirleriyle paylaşır. Eğitim bireyi hayata hazırlamak içindir. Bu düşünceden yola çıkılınca eğitimin özellikle de üniversitelerdeki eğitimin nasıl olması gerektiği hakkında daha sağlıklı kafa yorulabilir. Şimdi düşünce yelpazemizi daha da geliştirecek olursak; üniversiteler hayata atılmak için bir çok gencin beklemek zorunda olduğu son duraktır.

O zaman bu son durak bizi hayata tam anlamıyla hazırlamakla yükümlüdür. Üniversiteler klasik ezberci bir anlayışla ve az pratikle bu görevini tam olarak gerçekleştirmesi beklenemez.Hayat başlı başına bir paratik olduğuna göre üniversitelerin verdikleri teorik bilgileri pratik olarak desteklemekten başka çareleri yoktur. Üniversitelerde aldığınız düşük notları düzeltmeniz mümkündür fakat eğer hayata iyi hazırlanılmaz ise yaşamdan aldığınız notları düzeltmek pek de kolay bir iş değildir.
 
Buluşçu olmak insanın kişisel bir özelliği de olabilir, rastlantısal da olabilir. Ne olursa olsun buluşçu olmak için eğitimin kaliteli olması şarttır. Eğitimi yetersiz olan ülkelerde beyin göçü gibi olayların olması elbette doğaldır. Uygun ortamı bulamayan bir fikir gelişemez ve hödük kalır. Bu anlamda bakınca üniversitelerdeki eğitimin yeni fikirler üretimi için teşvik edici en önemli unsur olduğu bir kez daha görülür. Üniversitelerin de bu yapıya kavuşması için politik iradeninde aynı yönde çaba göstermesi gerekir. Konumuza dönecek olursak, kalıplaşmış kriterler yenilenmelidir. En başta müfredatlar yenilenmeli, genişletilmeli ezberci anlayış aza indirilmelidir. Her bölüme aynı derecede önem verilmelidir. Tıp fakültesindeki olduğu kadar başka hiçbir bölümde pratiğin önemi yoktur. Çünkü tıp öğrencileri mezun oldukları zaman insanların hayatlarını kendilerine teslim ettiklerinin bilincinde yetiştirilirler. Peki ya diğer bölümler? Her bölümün hayatın bir parçası olduğunun bilincinde olmalı üniversiteler ve buna göre eğitim verilmeli öğrencilere.

Sürücü kurslarında nasıl trafiğe çıkacak kişilere gerekli eğitim verilir ve sürücü adayı gerçek hayatta bu eğitimler sayesinde zorluk çekmiyorsa, üniversitelerden mezun olan öğrenciler de gerçek hayata atıldıklarında uyum zorluğu çekmesinler. Özellikle bir anlayışın değişmesi lazım; bu anlayış okulda bir şey öğretilmiyor sadece diploma veriliyor nasıl olsa staj yaparken öğrenirim anlayışının değişmesi gerekiyor.  Buluşlar deneme yanılma yöntemleri ile yapılır ve deney ortamları yok ise üniversitelerde buluşçu olmak sadece laftan ibaret kalır. Böyle deney ortamları olan üniversiteler çok azdır ve olanların çoğunda da bütçe ve bürokratik sorunlar vardır. Birincisi üniversiteler döner sermayeyi yönetmek dışında da pek bağımsız değillerdir. Bağımsız olmayan bir kurum ise bu alanda rahat hareket edemez.

Her sounun tartşıldığı şu günlerde insanların kafasında tek bir soru işareti vardır. Bu soru ise peki çözüm nedir? Bir konu hakkında tartışmak sadece var olan sorunları ortaya koyarak yapılmaz. Bir çözüm üretmeyen tartışmalar sadece laf kalabalığından ibarettir. Kendimce bir çözüm üretmem istenirse; bu sorunun çözümü, kimin tarafından yapılacağı önemli değil, üniversitelerin her bölümünde kurulacak AR-GE bölümleri kurulabilir. Bu AR-GE bölümleri imkanları çerçevesinde fikir geliştirebilirler ve yine imkanları elverdiği ölçüde pratiğe dökebilirler. Bu AR-GE bölümlerinin yetersiz kaldığı zamanlarda geliştirilme aşamasında olan fikir, imkanları daha geniş olan üniversitelerden yardım alarak daha da geliştirilebilir.

Her akademik dönemin sonunda ise kurulacak üniversitelerarası bir AR-GE merkezinde değerlendirmeler yapılabilir ve buna göre üniversitelerin derecelendirmesi yapılır.  Bu derecelendirme üniversiteleri özellikle de vakıf üniversitelerini bu konuda teşvik eder. Üniversitelerarası AR-GE merkezinde değerlendirme yapıldıktan sonra ise bu fikirlerin sanayi vb alanlarda uygulanabilirliği denetlenir.

Sürecin sağlamasını yapacak olursak; aynı şekilde sanayi vb alanlar da karşılaştıkları fikir ve buluş anlamındaki zorlukları bu AR-GE merkezine gönderir ve bu AR-GE merkezi bu sorunları yayımlar. Süre kısıtlaması olmaksızın bir sorunun çözümü konusunda araştırma yapmaya birden çok üniversite talip olabilir. Bu sayede hayatın kendisi için yeni çözümler üreten üniversiterler aynı derecede destek alır. Buluşçu olmak için gerçek bir deney ortamının tüm şartlarıyla hazırlanması gerekir.

Yazar: Ramazan Turan
 
Gazete lan Vermek iin  tklaynz

Marka davalarında hukukçulara ve marka sahiplerine önemli bir kaynak!

adres_kitap

Patentle Kazanmak KitabI ÇIKTI!

SIKÇA SORULANLAR

Uluslararası Tescilin Koruma Süresi Ne Kadardır?
Uluslararası marka tescilinin de koruma süresi on yıldır. Uluslararası Büro, marka sahibine veya vekilin uluslararası koruma süresinin bitiminden önceki altı ay içinde bir hatırlatma yaparak sürenin bitmekte oludğunu bildirir.
 
Madrid Sisteminden Kimler Yararlanabilir?
Uluslararası başvuru; Madrid Protokolü’ne taraf olan bir ülkede gerçek ve etkin sınai veya ticari bir kuruluşu olan veya o ülkede yerleşik olan veya o ülkenin tabiyetinde olan bir gerçek veya tüzel kişi tarafından yapılabilir. Uluslararası tescilin sağlanabilmesi için
Devamını oku...