Reklam
Düşünmek İçin ‘’Vakit Yok’’ Demeyin! - Yarışma Makalesi 21
(227 - CDAJAXVOTE_VOTE_COUNT)
Çoğu insanımız gerek iş konumu gerekse aile hayatını öne sürerek düşünmeye vaktinin olmadığını sık sık dile getirmekte ve zaman kısıtlığını bahane ederek tembelliğe

kendini alıştırmaktadır. Hâlbuki düşünmek için o kadar çok vaktimiz var ki. Toplu taşıma araçlarında, yatakta, yemekte, yürürken, alışverişte, sigara içerken, yemek yaparken hatta tuvalette dahi düşünebilir ve kimsenin aklına gelmeyecek fikirler üretebiliriz. Kendimden örnek verecek olursam ben daha çok yemek yaparken ve sigara içerken düşünür beynimi kurcalar dururum. Sizde deneyin eminim faydasını göreceksiniz. Sadece hangi arabayı alacağınızı, borçlarınızı, alacaklarınızı, ailenizi düşünmeyin. Gün geçtikçe gelişen teknolojiye bende nasıl bir katkı da bulanabilirim diye de düşünün.
Evet, bir buluş(icat) yapmak ya da var olanın üzerine katkıda bulunacak fikirler öne sürmenin tek yolu düşünmektir. Bizler toplum olarak düşünmekten giderek uzaklaşmakta ve maalesef  robotlaşmaktayız. Öncelikle yapmamız gereken insanımıza tekrardan düşünme kabiliyetini aşılamak ve sabırla neticesini beklemektir. Fakat görüyorum ki sabredecek zamanımız kalmamış. Ülkemiz gün geçtikçe, dünya ülkeleri arasında patent kısırlığında ilk sıraları kimselere kaptırmamaktadır.
Bizim geçmişimiz, başarılarımız, zaferlerimiz, inançlarımız ve de en önemlisi geleceğimiz bunu hak etmedi hak etmeyecekte. Tekrardan OSMANLI’nın şanına yakışır, dünyaya hükmeden, geleceğine yön verilen değil geleceğe yön veren, lider bir ülke olmak istiyorsak TÜRKİYE CUMHURİYETİ sınırları içerisinde yaşayan, kimlik hanesinde TC. ibaresi olan bütün fertlere bu konuda çok ciddi sorumluluklar düşmektedir. ’’Kazancın yarısı sorumlulukların bilincinde olmaktır’’ düsturu ile yola çıkarsak aşamayacağımız engel, yapamayacağımız hiçbir şey kalmayacaktır. ‘’TÜRK milleti zekidir, TÜRK milleti çalışkandır’’ sözüyle bizleri yücelten ATATÜRK ‘ü yalancı çıkarmak istemiyorsak, derhal tüketen toplum olmaktan kurtulup üreten toplum olma yolunda adımlar atmalıyız. Tüketmek istiyorsan üreteceksin, üretmek istiyorsan düşüneceksin, düşünmek istiyorsan bir fikir öneri icat sunmak istiyorsan bu yazıyı okur okumaz hemen, oturuyorsan ayağa kalkacak, ayakta isen oturacak ve ‘’ Bir buluş yapmalıyım ülkem kazansın! Bir buluş yapmalıyım firmam için! Bir buluş yapmalıyım ailem için kendim için.’’ diyerek Türk milleti olma bilincinin verdiği sorumluluk ile düşünmeye başlayacaksın.
Aradan bir süre geçti ve senin aklına süper bir fikir geldi. Bu fikre kendin dahi inanamıyorsun. İçinden hemen bu fikri benim birileriyle paylaşmam lazım diyorsun. Ve kendinle övünmeye başlıyorsun‘’süper bir şey bu ya nasılda aklıma geldi, çok dahiyim ben çooook’’ gideyim de şu fikri unutmadan Ahmet’le Mehmet’le paylaşayım dedin. Ama benim yazımın devamı aklına geldi, aniden duraksadın.Hemen yazımın devamını okumak için geri döndün. Buyurun yazımın devamı neymiş birlikte inceleyelim…
Ola ki aklınıza bir fikir geldi. Ve bu fikrinizin faydalı olacağınızdan çok eminsiniz. Beklemeyin alın elinize kâğıdı kalemi buluşunuzu ana hatlarıyla anlatmaya hatta çizmeye çalışın. Aman bu işi de yarın yapayım demeyin aynı buluşu başka biri düşünmüş olabilir ve siz geç kalabilir pişman olabilirsiniz. Çizdiniz, yazdınız bitirdiniz. Atladığınız bir kısım olabilir tekrar kontrol etmekte yarar vardır. Aldık bu kâğıdı elimize en yakın notere gittik ve onaylattık. Bu onay bizim fikrimizin ön tapusudur, asıl tapu Türk Patent Enstitüsü’nden alacağın buluşunu yaptığın ürünün patent haklarıdır. Peki, nedir bu haklar. Kısaca ürettiğin ürünü senden başka kimse senden izin almadan üretemeyecek, çoğaltamayacak, çakmalarını piyasaya süremeyecek, sende bu fikri çalsalar dahi hiçbir hak iddia edemeyeceklerdir. Kulağa ne kadar hoş geliyor demi. Hadi yine ucuz yırttın!!!
Ne yapmıştık. Fikrimizi kâğıda döküp noterde tasdik ettirmiştik. Yani ön tapumuzu almıştık. Bu aşamadan sonra yapmanız gereken buluşunuzun varsa imkânınız numunesini üretip ilgili alanda uzman olan arkadaşlarınızla paylaşmak yok ise ilgili firmalarla irtibata geçip randevu talep edip fikrinizin sunumunu yapmaktır.
Kaybettiğiniz veya kaybedeceğiniz bir şeyler söz konusu mu? Hayır.!! Ama kazanacağınız ve kazandıracağınız o kadar çok şey var ki.
Sen kazanacaksın, ülken kazanacak, ailen, çevren eşin, dostun hemen hemen herkes kazanacak.
Hayırlı uğurlu olsun.10 yılda 1.000.000 patent hedefine ilk katkı senden geldi. Emin ol bizler bu buluşundan dolayı sana minnettarız. Ülkemizi patent sıralamasında hak ettiği konuma getirmek için verdiğin çabadan ötürü seni kutlarım.Sen ülkene karşı sorumluluğunu yerine getirdin.Sıra bizde!!
Unutmayın, Düşünmeye ‘’VAKTİM YOK’’ dediğin an ülkene sırtını döndüğün andır.
Bir vakit bul, DÜŞÜN,
Bir fikir bul, ÖVÜN,
Bir patent al, KORUN,
Ülkene bir katkıda, BULUN.

Yazar: Ali AKTAŞ

 
Gazete lan Vermek iin  tklaynz

Marka davalarında hukukçulara ve marka sahiplerine önemli bir kaynak!

adres_kitap

Patentle Kazanmak KitabI ÇIKTI!

SIKÇA SORULANLAR

Uluslararası Tescilin Koruma Süresi Ne Kadardır?
Uluslararası marka tescilinin de koruma süresi on yıldır. Uluslararası Büro, marka sahibine veya vekilin uluslararası koruma süresinin bitiminden önceki altı ay içinde bir hatırlatma yaparak sürenin bitmekte oludğunu bildirir.
 
Madrid Sisteminden Kimler Yararlanabilir?
Uluslararası başvuru; Madrid Protokolü’ne taraf olan bir ülkede gerçek ve etkin sınai veya ticari bir kuruluşu olan veya o ülkede yerleşik olan veya o ülkenin tabiyetinde olan bir gerçek veya tüzel kişi tarafından yapılabilir. Uluslararası tescilin sağlanabilmesi için
Devamını oku...