Reklam
Sürdürülebilir Kurum Başarısında İnovasyon ve Patent İlişkisi - Yarışma Makalesi 35
(136 - CDAJAXVOTE_VOTE_COUNT)

Gelişen teknolojilerle birlikte insan ihtiyaçları da bu yönde yol almakta ve temel gereksinimleri karşılama döneminden artık geçildiği ve kaliteyi üreticinin
değil, müşterinin tayin ettiği bir dönemde, inovasyon artık işletmeler için bir lüks olmaktan çıkıp adeta bir zorunluluk haline gelmiş durumdadır; ancak inovatif fikirlerin buluş sahibi tarafından muhafaza edilmesi sürecinde ise patent unsuru devreye girecektir. 30-40 yıl öncesine kadar dünyanın liderleri durumunda olan şirketlerin çoğunun bugün tarihe gömülmüş olması inovatif faaliyetlerin gerisinde kalmaları olarak belirtilirse günümüz işletmeleri açısından durumu başka bir şekilde yorumlamak mümkün olacaktır. Burada inovatif faaliyetlerde bulunup onları patent aracılığıyla korumaya alamayan işletmelerde de aynı olumsuz sonuçlarla karşılaşma riski yüksek olacaktır. Ayrıca “emtialaşma” kavramına bağlı olarak firmaların iş yapma modellerinin ve ürünlerin giderek birbirine daha fazla benzemeye başlaması da yeni fikirlerin benzerlerinin yapılmasını önlemek açısından patent kavramının işlevi artacaktır. Bu açıdan yeni ticari fikirlerin korumaya alınması ancak patentinin alınmasıyla söz konusu olacaktır.
1. İNOVASYON KAVRAMI
İnovasyon, her şeyden önce bir ekonomik süreçtir. Sonunda üründe olabilir, hizmet de. Dolayısıyla inovasyon bir kavram olarak hem bir süreci(yenilemeyi/yenilenmeyi) hem de bir sonucu (yeniliği) ifade eder. Sonuçta inovasyon kavramından bahsediliyorsa müşteri ihtiyaçlarının ekonomik yolla giderilmesi için yenilikçi fikirlerin piyasada uygulandığı anlaşılır. Küreselleşmenin artmasıyla rekabet üstünlüğü elde edebilmek işletmelerin kararlarında odak noktası haline gelmiştir. Artan rekabet koşulları işletmeleri ‘yenilik yap ya da öl’ noktasına getirmiştir . Yine Ünlü ekonomist Freeman, yenilik üzerine yaptığı çalışmasında “yenilik yapmayan ölür”  sözünü söyleyerek bu kavramın işletmeler için ne denli gerekli olduğunu vurgulamıştır. Bu açıdan inovasyon işletmelerin sürekliliği açısından kaçınılmazdır.
1.1. İnovasyon Türleri
İnovasyon kavramına patent konusuna örnek teşkil edecek şekilde bu süreci şu şekillerde açıklayabiliriz:
1.1.1. Ürün İnovasyonları
Yeni veya özellikleri ya da kullanım amaçları açısından önemli ölçüde geliştirilmiş veya iyileştirilmiş bir mal veya hizmetin pazara sunulmasıdır. Örneğin LG’nin yeni çıkan ürünü olan “Dünya’nın ilk çerçevesiz LCD televizyonu” dolayısıyla önceki modeller eski model durumuna düşmek zorunda kalmışlardır.
1.1.2. Hizmet İnovasyonları
Yenilik, hizmet sektörü içerisinde oldukça önemlidir. Dağıtım kanallarının akıllıca kullanımı, yenilikçi bir avantaj sağlayabilir. En çarpıcı dağıtım yeniliklerinden birisi Pepsi tarafından madeni para ile çalışan satış makineleri kullanımı kararıydı. Bu şekilde, bu dağıtım kanalı üzerinde fazla durmayan Coca Cola’ya karşı önemli bir avantaj elde etti.
1.1.3. Deneyim İnovasyonları
Müşterilerin 'mevcut' ürün ve hizmetleri kullanma 'deneyimlerini' çok keyifli, çok hoş veya çok güvenilir hale getirecek buluşlardır. Mesela DHL kurye firmasının paketlerinizin nerede olduğunu izlemenize olanak veren 'tracking' sistemi de bu hizmetin sizde yarattığı çok olumlu bir deneyim yeniliğidir.
2. PATENT KAVRAMI
Patent; İngilizce bir sözcük olan patent, imalat imtiyazı ya da ihtira beratı olarak da ifade edilir. Denizcilik, kuyumculuk ve metalürji gibi çeşitli alanlarda ve farklı anlamlarda kullanılan patent, ticaret hukuku açısından daha önce benzeri olmayıp bulunan, yaratılan, türetilen ya da icat edilen bir şeye verilen berattır. Başka bir ifadeyle sanayi alanında bir icat yapan (keşifte bulunan) kimsenin, belirli bir süre bu icattan yalnız kendisinin yararlanmasını, ya da başkalarının bundan yararlanmasının kendi iznine bağlı olmasını sağlayan resmi hukuksal belgedir.  Patentli bir buluş; tıpkı işle ilgili alınıp, satılabilen, kiralanıp, kiraya verilebilen diğer mallar gibi buluş sahibinin mülkiyeti haline gelir. Patentler alındıkları ülkeler için hak sahipliği doğurur. Türkiye’de alınmış bir patent, sadece Türkiye içinde sahibine hak sağlamaktadır ve patentli ürünleri başkalarının Türkiye’ye ithal etmesi durumunda, hak sahibine ithali durdurma hakkı verir. Patent koruması, en fazla 20 yıl sürmektedir. Bir patentin koruma süresi bittiğinde buluş kamuya mal olur ve bu durumda buluş her türlü ticari kullanıma açık hale gelerek başkaları tarafından değerlendirilebilir .
Ayrıca ticari buluşların patentle koruma altına alınmasının amaçları şu şekilde sıralanabilir;
-Zihni yaratmanın tanınması,
-Buluş faaliyetinin özendirilmesi,
-Buluş sahibinin ödüllendirilmesi,
-Araştırma geliştirme sonuçlarının açıklanarak, teknik bilginin yaygınlaştırılması.

3. İNOVATİF FİKİRLERİN KORUNMASI AÇISINDAN PATENTİN İŞLEVİ
Patentin, inovatif fikirlerin korunmasında buluş sahibince Patent Belgesi alınarak korunan bir buluşun sahibine hak sağladığının bilinmesi gerekir. Burada sahiplerinin izni olmadan buluşun konusu ürününü/usulü başkalarının üretmesini, kullanmasını ve/veya satmasını belirli bir süre boyunca engelleme hakkı vermesidir. Bu haklar buluşun konusunu oluşturan incelemeli patentte 20, incelemesiz patentte 7 yıldır.
Bilindiği gibi patent, yapılan Ar-Ge faaliyetleri neticesinde elde edilen yeniliklerin koruma altına alınmasıdır. Bu patent belgesi ile belirli bir süre, buluşlardan -buluş sahibinin izni olmadan- başkalarının yararlanması engellenmektedir. Bunun yanında patent, buluş sahibine ekonomik katkı da sağlamaktadır. Bugün, PHILIPS firması yıllık gelirinin % 20 sini patentli ürünlerinin lisansı üzerinden sağlamaktadır. Sonuçta Patent – İnovasyon arasındaki ilişkiye bakarsak, patent aslında inovasyonun bir sonucudur.
Buradan hareketle piyasada etkin ve lider olan firmaların inovasyon – patent ağı içerisinde faaliyet gösterdikleri söylenebilir. Mesela Ülkemizde Arçelik ve Vestel en çok patent başvurusu yapan Türk firmalar  aynı zamanda da karlılık açısından en üst basamaklarda yer alan şirketlerdir. Bu açıdan inovatif fikirlerin patentler aracılığıyla korunmasının ne denli önemli olduğu anlaşılmaktadır.
Bu bilgilere rağmen patenti alınmayan bir ürününde ileride işletmeler açısından ne derecede büyük kârları elden kaçırmaya sebep olacağı aşikârdır. Çünkü patenti alınmayan bir ürün ileride büyük bir ticari hacme sahip bir nitelikte olursa burada herhangi bir hak iddia edilemeyecek ve büyük kâr kayıpları ortaya çıkacaktır. Mesela, dünya çapında bilinen Isaac
SİNGER, dikiş makinesini icat eden ve dolayısıyla adını veren kişi değildir. Dikiş makinesini 1846 yılında, Boston'lu bir mucit Elias Howe icat etti. Ama icadını inovasyona dönüştürmeyi beceremeyen Howe, hem icat ettiği makineye adını verme hem de bundan milyarlarca dolar kazanma şansını kaybetmiştir. Bu işi başaran Singer, dünyanın her tarafında dikiş makinesi denince akla gelen marka ve isim olmuştur.  Bu örnekle olayın ne derece mühim olduğu açıktır.
Yine Türkiye’deki örneklere baktığımızda ticaret hacmi bakımından en üstlerde yer alan kuruluşların inovasyon şampiyonları olduklarını görmekteyiz. Mesela Arçelik firması Dünya’da ARGE’ye en çok kaynak ayıran 1000 firma arasında yer almaktadır. Sınıfında en az enerji tüketen buzdolabı Siyah Orbitali bu firma çıkarmıştır .Yine ArtCool ismi altında “ Tablo Görünümlü” duvar kliması bu şirket tarafından piyasaya sürülmüştür. Bu açıdan patentin ticari açıdan hayati önem taşıdığı alenidir.

4. SONUÇ

İşletmeler rakipleri karşısında pazardaki yerlerini korumak zorundadırlar. Alınıp kullanılan her yeni teknoloji, onu ilk kullanan işletmeye önemli bir rekabet üstünlüğü sağlar ve bunun yaratacağı ekonomi ile işletme tasarruf gücü elde eder. Bu nedenle, işletmeler bu konuda hassas davranmak zorundadırlar. Bilişim sektöründeki gelişmeler, pazarların genişlemesi, özellikle yenilikçi pazarlarda kapasite sınırının olmamasına veya oldukça yükselmesine neden olmuştur. İşletmeler, böyle bir ortamda rekabette başarılı olabilmek için yeniliğe önem vermek zorundadırlar. Pazarın ihtiyaçlarına hızlı yanıt verme zorunluluğu, gittikçe kısalan ürün ömürleri, ürün ve hizmet kalitesini arttırma ihtiyacı, müşterilerin sürekli yeni şeyler istemeleri ve sonuçta farklı ve tercih edilen olma zorunluluğu  işletmeleri sürekli olarak yeniliğe itmektedir. Var olmak isteyen tüm işletmeleri etkileyen bu süreç inovasyonu bir lüks değil zorunlu bir süreç olmaya itmiştir. Yenilikçi pazarlarda en önemli rekabet aracının yenilik üretmek olduğu unutulmamalıdır. Rekabetin yaşandığı alanın ulusal ölçekten küresel ölçeğe taşınması, firmaların var olma ve piyasadan daha fazla pay alma çabaları için artık sürekli yenilik yapmalarına bağlı hale gelmiştir. Firmaların yenilik faaliyeti, kendileri için rekabet süreci sonunda ayakta kalma veya piyasadan daha fazla pay alma anlamına gelirken, firmaların ürettiği ürünleri tüketen tüketicilerin söz konusu yeniliklerden ne şeklide etkilendikleri de önem arz etmektedir.
İşte bu noktadan itibaren inovatif fikirlerin korunmasında patent kavramının işlevi görülecektir. Ayrıca “emtialaşma” kavramına bağlı olarak firmaların iş yapma modellerinin ve ürünlerin giderek birbirine daha fazla benzemeye başlaması da yeni fikirlerin benzerlerinin yapılmasını önlemek açısından patent kavramının işlevi artacaktır. Sonuçta ticari değer taşıyan inovatif fikirlerin değer ifade etmesinin patentle birlikte mümkün olacağı ve inovasyon ile patent kavramlarının birbirleri açısından tamamlayıcı olduğu ve de patentin aslında inovasyonun bir sonucu olduğu  anlaşılacaktır.
Yazar: Müslüm Murat MISIR


Not: Dipnotlar makalenin aslında mevcuttur.
 
Gazete lan Vermek iin  tklaynz

Marka davalarında hukukçulara ve marka sahiplerine önemli bir kaynak!

adres_kitap

Patentle Kazanmak KitabI ÇIKTI!

SIKÇA SORULANLAR

Uluslararası Tescilin Koruma Süresi Ne Kadardır?
Uluslararası marka tescilinin de koruma süresi on yıldır. Uluslararası Büro, marka sahibine veya vekilin uluslararası koruma süresinin bitiminden önceki altı ay içinde bir hatırlatma yaparak sürenin bitmekte oludğunu bildirir.
 
Madrid Sisteminden Kimler Yararlanabilir?
Uluslararası başvuru; Madrid Protokolü’ne taraf olan bir ülkede gerçek ve etkin sınai veya ticari bir kuruluşu olan veya o ülkede yerleşik olan veya o ülkenin tabiyetinde olan bir gerçek veya tüzel kişi tarafından yapılabilir. Uluslararası tescilin sağlanabilmesi için
Devamını oku...