Reklam
Labirent - Yarışma Makalesi 50
(6 - CDAJAXVOTE_VOTE_COUNT)
Bir yolculuktur buluş. Temeli insanla başlayan bir yolculuk, İnsandan beslenen zamanla insanı besler hale gelmiş bir yolculuk. Uygarlığın gerçek temelidir buluş. İnsan ilişkilerinde en önemli itici güçlerden biridir. Peki ya kimler buluş yapabilir?Parası olan mı, zekâsı olan mı, kadın mı erkek mi, genç mi, yaşlı mı? 
 Herkes buluş yapabilir fikrimce. Belki de din, dil, ırk ayrımının yapılmadığı tek noktadır buluş özgürlük hazzının doruk noktasıdır belki de…
Her buluş yeni endüstri, pazar ve iş olanaklarını cazip hale getirir. Hem kişisel doyum sağlar. Hem de ülke ekonomisini azımsanmayacak şekilde güçlendirir.
Buluş bu kadar önemliyken devamlılığını sağlamak kaçınılmaz olmalıdır. Bu da buluş yapanları ödüllendirerek veya herkesin buluş yapabileceği gerçeğini eğitim kurumlarında uygulayarak göstermekle mümkündür. Örneğin buluşçunun buluşuyla ilgili patent alması buluşçuyu daha çok azimlendirir.
Peki ya patent nedir? Hükümetle buluşçu arasında patentin buluşçuya verilmesi karşılığında buluşun basılı bir döküm halinde kamuya açılmasıyla gerçekleşen bir anlaşmadır. Patentin tarihte ilk örneği Yunanlılarca M.Ö çeşitli yüzyıllarda yemek pişirme sanatındaki başarılara ödül olarak verilmesiyle başlar. Bugün belki çok uçta kalan bu örnek Abraham Lincoln´un “Patent sistemi deha ateşine ilgi yakıtını ekledi” sözünü gerçekler. Öyle ki bugün Amerika’ya baktığımızda patent sistemiyle endüstrisini geliştirmiş ve milyonlarca insana iş olanağı sağlayan yeni ürünler bulmuştur. ABD patent sistemi direnen küçük bir ulusun dünyada ki en büyük endüstriyel gücü oluşturacak kadar büyümesini sağlamıştır. Dönüp kendi ülkemize baktığımızda ise buluşa, buluşçuya, patente verilen önemin ne kadar zayıf olduğunu görebiliriz. Örneğin; Keşifler, bilimsel teoriler, matematik metotları, zihni, ticari ve oyun faaliyetlerine ilişkin plan, usul ve kurallar, edebiyat ve sanat eserleri, bilim eserleri ve estetik niteliği olan yaratmalar, bilgisayar yazılımları gibi birçok şey ülkemizde patent koruması dışında bırakılmıştır.
Mark Twain: “iyi patent yasaları ve bir patent bürosu olmayan ülke yengece benzer, yan ve arka tarafından başka yere gidemez” der. Bu söz ne acı ki bizi ve bizim durumumuzdaki ülkeleri ne de yerinde ifade ediyor…
Bizler ne yazık ki öznel tabuları yıkamadık. Nesnel bakamadık yeni adımlara ve hala devam eden bu köhne geleneğe başkaldırma cesaretini gösteremedik. Kafalarımız hep başka şeylerle meşgul edildi. Bugün bırakın sıradan insanları üniversite öğrencileri bile patentin ne olduğunu bilmiyorsa bu noktada ciddi bir sorun var demektir. Buluş biz üniversite öğrencileri için ütopya gibi görünüyorsa kimler buluş yapacak sorusunu bir kez daha irdelememiz gerekir demektir. Bir öğrenci gözüyle baktığımda bu sorunun temelinin eğitim sisteminin ezbere dayalı olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Okul sıralarına ezberle başladık. Alıştırıldık. Alışkanlıklarımızı atmak zor geliyor şimdi de…
Peki ya bütün bunlara göğüs geren buluşçuyu neler bekliyor. Bir buluşçu, bir şirket, ya da bir patent hukukçusu için en zor olaylardan biri, bir buluşun uygulanabilir ve ticari başarı olasılığını saptamaktır. Genelde patentlerin çoğunun buluşçuya parasal kazanç getirebileceği söylenebilir. Buluşçu bir şirket için çalışıyorsa genellikle şirketlerin buluşçulara sağladıkları bazı para ödülleri olabilir. Bağımsız çalışıyorsa buluşun satışı, lisanslanması veya kendisi tarafından üretmesi gibi fırsatları vardır. Bireysel buluşların çoğu da, iyi bir pazarlama yaklaşımına sahip olduklarında başarılı olurlar. Bir buluşçu gereksinim duyulan bir buluşa sahip olduğu halde, uygun bir şekilde pazarlamadığı için dikkatleri buluşuna çekmeyebilir.
Tıpkı bir labirente benzeyen bu yolculuğun temeli çok güzel ve özel bir noktaya dayanıyor aslında. “İlim Çin’de de olsa alınız” diyen bir zihniyetin evlatları olarak bu zorlu yolculuğun temeli insanlığa hizmete yani kendine hizmete dayanıyor. Nitekim insanda küçük bir bilmece ve her insan da kendini çözme yolunda yani yaşam savaşında bir buluşçu. Bizler aslında farkında olmadan her an bir buluşa imza atıyoruz. Sanırım hayat bu labirentteki bulmacaları çöze çöze ilerliyor, gidebildiği yere kadar ve bütün insanlığı içine alarak. Bence bu hayat oyununda ufak bir neden olamaz.
Buluşa, buluşçuya destek olmak yaşamın bir gereği olmalı, daha iyi ve düşünerek yaşamak adına... Unutulmamalıdır ki bu yolculukta her adım adımları beraberinde getirir. Yeter ki gereken destek verilsin her adıma…
Yazar: Gülsüm KÜÇÜKBİNGÖL
 
Gazete lan Vermek iin  tklaynz

Marka davalarında hukukçulara ve marka sahiplerine önemli bir kaynak!

adres_kitap

Patentle Kazanmak KitabI ÇIKTI!

SIKÇA SORULANLAR

Uluslararası Tescilin Koruma Süresi Ne Kadardır?
Uluslararası marka tescilinin de koruma süresi on yıldır. Uluslararası Büro, marka sahibine veya vekilin uluslararası koruma süresinin bitiminden önceki altı ay içinde bir hatırlatma yaparak sürenin bitmekte oludğunu bildirir.
 
Madrid Sisteminden Kimler Yararlanabilir?
Uluslararası başvuru; Madrid Protokolü’ne taraf olan bir ülkede gerçek ve etkin sınai veya ticari bir kuruluşu olan veya o ülkede yerleşik olan veya o ülkenin tabiyetinde olan bir gerçek veya tüzel kişi tarafından yapılabilir. Uluslararası tescilin sağlanabilmesi için
Devamını oku...