Reklam
Gerçek Bir Üniversitede Okuyor muyuz? - Yarışma Makalesi 51
(15 - CDAJAXVOTE_VOTE_COUNT)
Bu makalenin yazılma amacı Türkiye’deki üniversitelerin verdikleri eğitimin buluş için yeterli olup olmadığıdır. Konuya geçmeden önce Türkiye’deki öğrencilerin üniversite seçimleri hakkında kısaca değinmek istiyorum. Herkesin bildiği gibi
Türkiye’deki eğitim sistemi yıllardır tartışılır durumda buna ek olarak üniversiteye giriş sınavındaki zorluktur. Üniversiteye başlama sınavın zor olmasından dolayı genelde arzu edilmeyen bölümler seçilir sınava girenler tarafından. Bu durum ise Avrupa’da farklıdır. Her hangi bir başarı istenmeksizin istediğiniz bölüme girme şansınız var. Bizde arzu edilmeyen bölüm seçildiğinde derslerde başarılı olma oranı düşüktür. Avrupa’da ise istediği bölüme giden öğrencinin derslerde başarılı olma olasılığı daha yüksektir. Fakülte eğitimleri sonucu Türkiye’deki öğrencilerin istemedikleri bölümleri seçmeleri sonucu 25-30 yaş araları genelde mutsuz geçer. Avrupa’da ise istenilen bölümden mezun olmanın verdiği istekle bu yaş aralarında insanların hayatı mutlu geçer. Durumun böyle olması bizi buluş için hangi noktaya götürür.

Öğrencilerin hem zorlanan bir sınav ve sonrasında istemeyerek gittikleri bölümlerinde isteksiz olmaları buluş için ne kadar önemlidir. Hem bu soruya hem de acaba Türkiye’deki üniversitelerimiz buluş için ne kadar teknik donanıma sahip buna birlikte yanıt arayalım.

Türkiye’de her ilde üniversitemiz var diye seviniyoruz. Olaya bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin buluş açısından zengin bir ülke olmasını beklemek yanlış olmaz sanırım. Ama bir de olayın öteki yüzü var. Adres Patent Genel Müdürü Ali Çavuşoğlu’nun “Üniversitelerimiz Patent Fakiri” adlı makalesinde Türkiye’deki üniversitelerinin 2009 yılı itibariyle buluş sayısı sadece 139.Ayrıca Türkiye’de üniversite başına düşen patent sayısı 0,2 ve Türkiye’de üniversitelerin patent başvuru sayısı sadece 28. Bizde durum böyle iken Amerika’daki Harvard Üniversitesi’nde bu sayı 1249, California Institute of Tehcnology Üniversitesi’nde 799 iken Boston Üniversitesinde ise bu sayı 464’dür. Avrupa ve uzak doğu ülkelerinde de durum farklı değil. Barış Boy’un “Gelişen Toplum = Patent Kültürü” adlı yazında belirttiği gibi her 1 milyon kişiye Japonya’da 2900, Güney Kore’de 2200, Amerika’da 650, Almanya’da ise 600. Türkiye’de üniversite patent sayısı 28 olduğu düşünüldüğünde 1 milyona düşen patent sayısının Amerika, Avrupa ve Uzak Doğu ülkeleri gibi olmasını beklemek hayalcilik olur ki makalenin devamında 1milyona düşen patent sayısı sadece 7’dir. Neden durum böyle, aklımıza gelen ilk soru insanlarımız kafalarımı çalışmıyor. Ya da Amerikalı Japonyalı bizden daha mı zeki? Bu sorunun cevabı tabiî ki hayır. Yazının başında belirttiğim gibi eğitim sistemimizin zorlayıcı ve üniversitede istediğimiz bölüme yerleşemememiz. Peki istedikleri bölüme girenler ne yapıyorlar?

Gelin onun cevabına da Türkiye’deki üniversitelerimiz eğitim donanım ve teknik açısından ele alalım. Bu konuya ise gerçek bir olay ile başlamak istiyorum. Erasmus değişim programından Fransa ‘Universite Lille 2’ye giden Eczacılık Fakültesi öğrencinin bir anısını sizlerle paylaşmak istiyorum. Fransa’da eğitim alırken hocaları bu arkadaştan deney yapmalarını ister. Bu arkadaşta verdikleri deneyi 5 gün içerisinde yapar ve sunumunu gerçekleştirir. Kendisinin anlattıklarına dayanarak Fransa’daki hocaların verdiği deneyi Türkiye’de yapma şansı ise 4,5 yılını alacağını söylemesi ki üniversitedeki eğitimin 4 yıllık olduğu düşünüldüğünde bu deneyi üniversitede eğitimi içerisinde alması pek mümkün görünmüyor. İnsanın kanını donduran cinsten bir şey bu, nasıl olurda Fransa’da 5 günde yaptığı bu deneyi Türkiye’de eğitim öğretim süresi içinde yapması olanaksız olur? Kendi adına çok mutlu olmuştu deneyi yaptığı için böyle bir deneyi yapma fırsatı olduğu için. Ama Türkiye’deki üniversiteler açısından çok düşündürücü bir durum. Verdikleri eğitimin sadece teorik bilgilerden ibaret olamaması gerekir. Aldığımız bilgilerin uygulama alanları olması gerekir. Ama bu fırsatımız yok bu anının sonrasında. Herkesin Erasmus değişim programından yararlanıp Avrupa’da ya da Amerika’da veya dünyanın herhangi bir yerinde gitme şansı olmadığını düşünürsek bizde ki eğitimin Avrupa’yla Amerika’yla kıyaslama şansımız yok. Türkiye’deki durumun böylesine içler acısı olması bizde buluş sayısına nasıl yansır ki.

Patent sayımız nasıl Amerika’daki üniversiteler kadar olabilir ki. Tabii ki bu durumda bizdeki sayının çok olmasını beklemek olanaksız olur. Türkiye’de eğitim sistemi tartışılması haklı bir durum değil mi? İstemedikleri bölüme giren öğrencilerin başarısızlarını bir kenara koyarsak istedikleri bölüme giren öğrencilerin öğrendikleri bilgileri üniversitelerinde uygulamazlar. Neden bu kadar kısıtlı imkanlarımız olur. Neden Avrupa ile patent sayılarımız olmaz. Avrupa’daki öğrencilerin imkanları neden bizde olmaz. Bu soruların giderilmesi bizimde onlardan farkımız olmadığını gösterecektir.

Buluş ve patent sayılarımızı arttırmak başta devletlerin hükümetlerin görevi. Üniversitede okuyan öğrencilere bu fırsatı sağlamaları gerekmektedir. Bize çok üniversite lazım değil. Teknik donanım ve eğitim açısından tam bir gerçek üniversite lazım. Yazımı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün bir sözü ile bitirmek istiyorum. Atatürk der ki; “Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın (kültürün) müspet fikirlerinizi veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler tatbik (uygulama) mevkiine konduğu vakit Türk Milleti yükselecektir.”

Yazar: Mehmet YAVUZ
 
Gazete lan Vermek iin  tklaynz

Marka davalarında hukukçulara ve marka sahiplerine önemli bir kaynak!

adres_kitap

Patentle Kazanmak KitabI ÇIKTI!

SIKÇA SORULANLAR

Uluslararası Tescilin Koruma Süresi Ne Kadardır?
Uluslararası marka tescilinin de koruma süresi on yıldır. Uluslararası Büro, marka sahibine veya vekilin uluslararası koruma süresinin bitiminden önceki altı ay içinde bir hatırlatma yaparak sürenin bitmekte oludğunu bildirir.
 
Madrid Sisteminden Kimler Yararlanabilir?
Uluslararası başvuru; Madrid Protokolü’ne taraf olan bir ülkede gerçek ve etkin sınai veya ticari bir kuruluşu olan veya o ülkede yerleşik olan veya o ülkenin tabiyetinde olan bir gerçek veya tüzel kişi tarafından yapılabilir. Uluslararası tescilin sağlanabilmesi için
Devamını oku...