Reklam
Patent Ahlakı ve Terakki - Makale Yarışması 59
(123 - CDAJAXVOTE_VOTE_COUNT)
Patent hakkı, buluş sahibinin buluş konusu ürünü belirli bir süre üretme, kullanma, satma veya ithal etme hakkıdır. Bu hakkı gösteren belgeye de patent denir. Patent, bir buluşun, bir ürünün,  keşfedilen bir şeyin bize aidiyetine gösteren en önemli unsurdur. Kişiler ve kurumlar bin bir zorlukla, meşakkatli çalışmalar sonrasında, alın teri dökerek bazı icatlara, buluşlara ön ayak olmuş olabilirler. Dökülen bu alın terinin, meşakkatli çalışmaların heba olmaması için elbette ki insanların emeklerinin zayi olmasını engelleyici bazı tedbirlerin alınması, uygulanması elzemdir.

İnsan emeği, alın teri son derece kutsaldır. Bunun devlet politikaları ile mutlaka korunması gerekmektedir. İnsanlar ortaya koydukları özgün, orijinal çalışmalar neticesinde bazı kazanımlar elde ederler. Bu kazanımlar hem maddi hem de manevi olabilmektedir. Manevi yönden insanlar ortaya koyduklar buluşlarla statü elde ederler. Tabii ki bunu sadece bireysel olarak düşünmemek gerekir. Devletler de ortaya koydukları bir teknolojik ürünün, veya sağlık alanında keşfettikleri yeni bir ilacın veya buluşun patent hakkını muhafaza ederler. Etmeleri de lazımdır zaten. Aksi takdirde sen çalış çabala, gelsin bu emeğin üzerine birileri konsun. Bu emeğin hiçe sayılması demektir. Dolayısıyla bu durumun ivedilikle önüne geçilmesi gerekiyor.

Maalesef ahlaki değerlerimizin hızla dejenere olduğu, hırsızlığın envai çeşidi ile karşı karşıya olduğumuz, taklitçiliğin ayyuka çıktığı, emeğe saygının dumura uğradığı, uğratıldığı günümüz dünyasında, patent hakkını koruyucu tedbirlerin alınması bu konuda insanlarımızın aydınlatılması ve hatta ilköğretim kitaplarında bu patent konusunun daha ağaçlar eğilmemişken yaşken, ahlaki yönden işlenmesi, ele alınması gerekmektedir.

Maddi yönden hırsızlık yapanlara verilen cezalardan daha çok emek hırsızlığı yapanlar cezalandırılmadığı sürece bir ülkede haktan hukuktan bahsedilemez. Çünkü bu hırsızlıkta hem maddi hem de manevi yönden kişi ve kurumlar hatta belki de devletler büyük zararlar görmektedir. Devlet halkının hakkını hukukunu korumak için vardır. Eğitim, hukuk, ve genel olarak devlet politikalarımız patent hakkını koruyucu, hatta bu hakkın gasp edilmesini engelleyici, önleyici tedbirleri almalıdır.

Devletimizin ve milletimizin terakkisi, muasır medeniyetler seviyesine yükselmesi üretim, icat, ve buluşlar yapmakla, ortaya özgün eserler, çalışmalar koymakla mümkündür. Bir yandan halkımızı bu noktada üretime teşvik ederken diğer yandan da ortaya çıkan çalışmaları, ürünleri maddi ve manevi açıdan desteklemek bu ve benzeri çalışmaların artmasına ve daha ilgi çekici, güzel çalışmaların ortaya çıkmasına vesile olacaktır.

Bir milletin terakkisi, üretime katkıda bulunması, o milletin eğitime verdiği önemle doğru orantılıdır. Kaliteli bir eğitimden geçmeyen toplumların bireyleri düşünemez, düşünemeyince üretemez, üretemeyince de bizi yozlaştırıp, yok etmeye çalışan, millî ve manevî değerlerimize düşman güçler tarafından sömürülür, köleleştirilir ve bağımlı bir millet haline gelir. Bağımsızlık, artık sadece bayrağın gönderde dalgalanması ile gerçekleşmiyor. Bayrağın, bağımsızlığının yanında maddi bağımsızlığımızı da kazanmamız gerekmektedir. Kendi ihtiyaçlarını kendisi üreten ve tüketen, aynı zamanda başkalarına ihraç eden bir millet olmak zorundayız. Bu da yetmez ürettiklerimize sahip çıkmamız gerekiyor.

Her şeyin başı eğitimdir. Eğitimli bir toplum, hem önemli buluşlara imza atar hem de patent ahlakına sahip olur. Patent ahlakından kastım insanların emeklerini çalmamak, onların göz nuruna, alın terine saygı göstermek demektir. Mutlaka orijinal buluşların patent hakkının alınması gerekir. Biz daha yeni kendi silahımızı, savaş araç ve gereçlerimizi yapmaya başladık. Başkalarının araç gerecine mahkûm olan milletler adı her ne kadar bağımsız olsa da bağımlı kalmaya mahkûmdurlar. Aldığımız uçağın veya teknolojik ürünün yazılımını alamıyoruz. Bu da bizim bu ürünleri asgari düzeyde kullanmamıza ve ileride bir problemle karşılaştığımızda sorunun çözümü hususunda zor anlar yaşamamıza neden olmaktadır. Çünkü patent hakkı bize ait değildir. Üreten, üretip dünyaya pazarlayan biz değiliz. O yüzden, başkalarına muhtaç olmaya devam ediyoruz. Bu konuda dünyanın maalesef çok gerisindeyiz.

Bugün ülkemizde daha yeni yeni kendi ihtiyacımız olan ürünleri kendimiz üretmeye başladık. Yavaş yavaş bir kıpırdanma yaşanmaktadır ama hala geldiğimiz nokta yeterli düzeyde değildir. Patent kültürü de yeni gelişmeye başlıyor. Devlet ve millet el ele vererek bu kültürün toplumumuza yerleşmesi noktasında elimizden gelen gayreti sarf etmek zorundayız.
Ahlaklı olmak, insan emeğine ve alın terine saygıyı ifade eder. Terakkinin şartı ise üretim, yeni icat ve buluşlardır. Bu buluşları çakallara kaptırmamanın yolu ise patent hakkını elde etmektir.
Yazar: Arif ÖZDEMİR
 
Gazete lan Vermek iin  tklaynz

Marka davalarında hukukçulara ve marka sahiplerine önemli bir kaynak!

adres_kitap

Patentle Kazanmak KitabI ÇIKTI!

SIKÇA SORULANLAR

Uluslararası Tescilin Koruma Süresi Ne Kadardır?
Uluslararası marka tescilinin de koruma süresi on yıldır. Uluslararası Büro, marka sahibine veya vekilin uluslararası koruma süresinin bitiminden önceki altı ay içinde bir hatırlatma yaparak sürenin bitmekte oludğunu bildirir.
 
Madrid Sisteminden Kimler Yararlanabilir?
Uluslararası başvuru; Madrid Protokolü’ne taraf olan bir ülkede gerçek ve etkin sınai veya ticari bir kuruluşu olan veya o ülkede yerleşik olan veya o ülkenin tabiyetinde olan bir gerçek veya tüzel kişi tarafından yapılabilir. Uluslararası tescilin sağlanabilmesi için
Devamını oku...