Reklam
Neden Patent? - Yarışma Makalesi 65
(28 - CDAJAXVOTE_VOTE_COUNT)
19. ve 20. yüzyıllar geçmiş yüzyıllara nazaran buluşların yoğun bir şekilde arttığı yüzyıllardır. Ancak buluşların artmasına karşılık “Patent” kavramının önemini ve gerekliliğini daha iyi kavratacak çalışmaların ne yazık ki yeterli olmadığı görülmektedir. Patentin önemi ile ilgili bilgilendirmelerin eksikliği yüzünden ortaya koyulan buluşlarhak etmeyen birçok kişi tarafından sahiplenilmekte ve elden ele dolaşmaktadır. Bu çalışmada“Patent” kavramı ile ilgili bilgilerdeki boşluğudoldurmak amacıyla, çeşitli kaynaklardan elde edilen bilgiler ışığında“Patent” kavramı ve “Patentin Önemi” üzerinde durulacaktır.

ANAHTAR SÖZCÜKLER
Patent, patentin önemi, patent başvurusu, buluş, mucit,uluslararası patent sözleşmeleri

ABSTRACT
19th and 20th centuries are the centruies in which inventions increased intensively with regard to the previous centuries. However, despite the fact that the inventions increased, it is observed that the studies aiming to make people comprehend the significance and necessity of the term “patent” better are not adequate. Due to the lack of information about the significance of patent, inventions are possessed by several people who do not deserve them and passed from hand to hand. In this study, the term “Patent” and the “Significance of Patent” will be emphasized in the light of the information obtained from various sources with the aim of filling the gap in the information about patent

KEY WORDS
Patent, significance of patent, patent application, invention, inventor, international patent contracts

1. PATENT VE BULUŞ KAVRAMI ÜZERİNE

 “Buluş; Tekniğin bilinen durumunu aşan, yeni bir çözümün ortaya çıkardığı bir nesne veya usuldür .”  (01) Başka bir deyişle “Buluş doğada var olan fakat insanoğlu tarafında anlaşılmayan göz önünde olmasına rağmen fayda ve zararları görülmeyen materyallerin bulunmasıdır.” Patent kavramı ise; bir buluşun veya o buluşu uygulama alanında kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belge olarak tanımlanmaktadır. Başka bir tanımla, “Buluş sahibinin yaratıcı düşüncesinin belirli bir zaman dilimi içinde yasal hükümler çerçevesinde koruma altına aldığını gösteren belgedir.”

Bugünkü patent kavramı, “Bugün için patent kavramı hem buluş üzerindeki mutlak hakkı hem de bu hakkı kanıtlayan belgeyi ifade etmektedir.”  olarak tanımlanmış ve patent hakkı üzerine “Patent üzerindeki hak, yasal olarak tanınan ve patentin sahibine, patentin konusunu oluşturan buluştan münhasıran yararlanma ve kullanmayı sağlayan bir haktır. Bu hakka kısaca patent hakkı demekteyiz.”  olarak söylenirde bulunulmuştur.

Genel anlamda baktığımız vakit; buluş ve patent kavramlarının birbirleriyle ilişkili (biri diğerinin nedenini, diğeri diğerinin sonucunu ve yahut bunun tam tersi bir ilişki hali) olduğunu görmekle birlikte, her ikisinin de yararlı ve yaratır kavramlar olduğunu kavramaktayız. Yeni bir fikir veya proje -yararlı olsun ya da olmasın- mucidinden çıkıp ortaya konulmuşsa bunu bir probleme çözüm noktası getirilmek üzere tasarlanıldığı düşüncesiyle betimlendirmeliyiz. Hülasa bir takım buluşların nedenlerine değinildiğinde “ihtiyaç, problem çözümü” kıstaslarının varlığıyla yüzleşiriz.

ÖRNEK 1: Bilim tarihinde pek az bilim adamı Louis Pasteur ölçüsünde insan yaşamım doğrudan etkileyen buluşlar ortaya koymuştur. Günlük dilimize bile geçen "pastörizasyon" terimi onun buluşlarından yalnızca birini dile getirmektedir. Kristaller üzerindeki kuramsal çalışmalarının yanı sıra kimi hastalıklara bağışıklık sağlama yolundaki çalışmaları, bu arada özellikle "şarbon" (ya da antraks) denilen koyun ve sığırlarda görülen bulaşıcı hastalıkla kuduza karşı geliştirdiği aşı yöntemi ona dünya çapında ün kazandırmıştır.
 
ÖRNEK 2:1879’da Edison bir elektrik ampulü icat etti. Kömürleştirilmiş iplikten Flamanlarla deneyler yaptıktan sonra karbonlaştırılmış kâğıt flamanda karar kıldı. 1880’de evde güvenle kullanılabilecek ampuller üreterek tanesini 2,5 dolara satmaya başladı. Ancak 1878 yılında bir İngiliz bilim adamı olan Joseph Wilson Swan da bir elektrik ampulü icat etmiştir. Ampul camdı ve içinde kömürleştirilmiş bir flaman bulunuyordu. Swan, ampulün içindeki havayı boşlattı çünkü havasız ortamda flaman yanıp tükenmiyordu. Bu iki bilim adamı güçlerini birleştirmeye karar vererek Edison ve Swan Elektrikli Aydınlatma Şirketi’ni kurdular.
 
Görüldüğü üzere, örnek 1 ve 2 de bir ihtiyaç ve var olan bir problem üzerine bulunuşta bulunma söz konusudur. Peki, bulunuşların hepsi ihtiyaçtan mı doğmuştur, hayır. Söylenirde bulunan buluşların dışındaki çoğu buluş ise “hayatı kolaylaştırma” adına yapılan adımlardır.
 
ÖRNEK 3: 1930'da Brezilya Kahve Enstitüsü, düşen kahve çekirdeği satışlarını hareketlendirebilmek ve biriken stokları eritebilmek için gıda şirketlerini, tadını ve hoş kokusunu kaybetmeksizin suda eriyebilenhazır kahve üretiminin yolunu bulmaya çağırdı. Daha önceki denemelerde kahve tüm lezzetini yitirmekteydi. Nestle'nin araştırmacısı MaxMortgenthaler, filtre kahveyi kurutmanın yollarını aramaya başladı ve püskürtmeli kurutma olarak bilinen bir teknik geliştirdi. Demlenmiş bir kahve, ısıtılmış bir kulenin tepesinden püskürtülüyordu; kahve damlacıkları aşağı düşerken kuruyor, aşağıya ulaştığında toz haline gelmiş oluyordu. Mortgenthaler 1937’de tekniğini kusursuz hale getirdi ve ertesi yıl Nestle ilk gerçek hazır kahve olan Nescafe'yi piyasaya sürdü.
 
ÖRNEK 4: İlk elektrikli ekmek kızartma makinesi 1909 yılında “General Electric” tarafından üretildi. Bu dönemde üretilen kızartma makinesine bir tel örgünün üzerine konulan bir dilim ekmek tek taraflı ısı aldığı için diğer tarafının kızarması ekmeğin çevrilmesi ile mümkün oluyordu. 1927 yılında ise Charles Strite ilk fırlatmalı ekmek kızartma makinesini üretti. Diğer kızartma makinesine göre daha geliştirilmiş bir modeldi. Çift taraflı kızartma yapabiliyordu. Ayarlanan süre dolduğunda ekmeğin dışarı fırlamasını sağlayan yay serbest kalıyordu. Böylece daha pratik şekilde kızartılmış ekmek yapılabiliyordu.
 
Buluşlar ortaya çıktı fakat nasıl benim olacak, benimle anılacak? Buluşlar ise Patent kavramının ortaya çıkmasını sağladı. Patent sayesinde buluşlar tescillendi, kişiye özgü, mucidin ürünü olduğunu gösterir belgeler alıma konuldu.
2. BULUŞLARI PATENT İLE KORUMANIN AVANTAJLARI

Buluşu yapanın, yani buluş mucidin maddi ve manevi haklarını doğrudan doğruya koruyan kavrama “Patent” demekteyiz. Her buluş, bulunan ürünün sahibine aittir. Sahibinin düşüncesinden, özünden derinliklerinden kopmadır. Mucidine özgül olanın genellenebilir olması, elden ele dolanması, harici düşüncelerin pençesine düşmesi, ağına takılması apaçık gasptan başka bir şey değildir. Bu açıkça düşünceye, mucide ve ortaya koyulan buluşa tecavüze yeltenmektir.
 
Patenti olan ya da olmayan bir buluş için üretim yapılabilir. Ancak, patentli bir buluş, buluş sahibinin izni olmadan başkaları tarafından üretilemez, satılamaz, ihracatı- ithalatı yapılamaz. Patentli bir ürün hakkında başvuru sahibinden izin alınmadan yapılan faaliyetler için cezai yaptırımlar vardır. Patent aşağıda belirtilen avantajları sağlar;

Özel haklar: Patentler, sadece patent sahibine özel olan, başvuru tarihinden itibaren 20 yıl boyunca buluşun kullanımı, üretilmesi ve satılması ile ilgili haklar sağlar.
Pazarda güçlü yer: Elde edilen bu özel haklarla, başkalarının buluşunuzu ticari anlamda kullanmasını engelleyebilir, rekabet gücünüzü artırarak pazarda ön sıralarda yer alan bir konuma erişebilirsiniz.
 
Yatırımların kâra dönüşmesi: Gelişmiş ürünler üretmek için ciddi miktarda zaman ve para yatırımı yapılmaktadır. Patent koruması ile sağlanan özel haklar şemsiyesi altında, yatırımlarınız için yapılan harcamalarınızı kara dönüştürebilirsiniz.
 
Buluş için lisans ve devir anlaşması yapabilme fırsatı: Buluşunuzu kendiniz üretmek istemiyorsanız, başka bir firmayla lisans ya da devir anlaşması yaparak gelir elde edebilirsiniz.Şirketiniz için pozitif imaj: Patent sayınızın çok olması, iş ortaklarınız ve yatırımcılar açısından, firmanızın yüksek seviyede uzmanlığa sahip olduğu ve teknolojik kapasitesinin bir göstergesi olarak algılanacak ve şirketinizin Pazar değerinin yükselmesini sağlayacaktır.

3. PATENTE İLİŞKİN ULUSLAR ARASI SÖZLEŞMELER
Bu sözleşmeler; “Patent” kavramı üzerinde durarak, patent konusunda uluslararası bir işbirliği yapmak üzere gündeme getirttirilmiştir. Bu sözleşmeler, sözleşmeleri incelemek, patent sözleşmeleri hakkında genel kapsamda bilgi edinmek ve Türkiye’nin uluslararası camiadaki söz konusu patent sözleşmeleri ile ilgili bakış açısını öğrenmek isteyenler için ayrı bir kapsamda ele almış bulunulmaktadır.

İş bu sözleşmeler;
3.1. Patent İşbirliği Sözleşmesi (Patent CooperationTreaty)

Patent İşbirliği Sözleşmesi 19.6.1970 yılında Washington’da imzalanmıştır.  Patent İşbirliği Sözleşmesi, Paris Sözleşmesine ek bir sözleşmedir ve konusu patentler ve faydalı modellerdir. Sözleşme, patent başvurusu usulünü ve buluşta yenilik araştırmasını bir örnekleştirmektedir. Türkiye, bu sözleşmeye katılmayı 07.07.1995 tarih ve 4115 sayılı Kanunla uygun bulmuş ve Patent İşbirliği sözleşmesine 01.01.1996 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere katılmamız Bakanlar Kurulunca 05.01.1996 (RG.08.02.1996) tarihinde kararlaştırılmıştır.
 
3.2. Patent Hukuku Sözleşmesi (Patent LawTreaty)

Patent Hukuku Sözleşmesi 11.5.2000-02.6.2000 tarihleri arasında gerçekleştirilen diplomatik konferansta kabul edilmiş ve 02.6.2000 tarihinden bu yana da imzaya açık bir uluslararası sözleşmedir.   Patent LawTreaty, üye devletleri patent başvurusu usullerini ve patent korumasını bir örnekleştirmekle ve basitleştirmekle yükümlü kılmakta ve böylece farklı ülkelerde yapılacak patent başvurularında kolaylık getirmektedir.  Türkiye ise bu sözleşmeye tabi olmamıştır.

3.3. Budapeşte Sözleşmesi

Budapeşte Sözleşmesi 28.4.1997 de imzalanmıştır.
 
3.4. Avrasya Patent Sözleşmesi (EurasischesPatentübereinkommen)

Avrasya Patent Sözleşmesi 09 Eylül 1994 tarihinde Moskova’da Bağımsız Devletler Topluluğu’na üye devletlerce imzalanmıştır. Bu tarihte Sözleşmeyi imzalayan devletler, Azerbaycan, Belarus, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Moldovya, Rusya, Tacıkistan ve Ukrayna’dır.   Türkiye bu sözleşmeye tabi olmamıştır.
 
3.5. La Haye (Den Haag) Sözleşmesi

Uluslararası bir patent enstitüsünün kurulmasını öngören La Haye Sözleşmesi, Hollanda, Belçika, Fransa ve Lüksemburg devletleri arasında 6 Haziran 1947 yılında imzalanmıştır. Türkiye 1995 (RG.21.5.1955) yılında La Haye Sözleşmesinin 1947 metnine katılmış, 1971 (RG.19.6.1971) yılında da bu sözleşmenin 1961 değişikliğini kabul etmiştir.
 
3.6. Strazburg Anlaşması

24.3.1971 tarihli uluslararası patent sınıflandırmasıyla ilgili Strazburg Anlaşması  bir öngörmekte ve patentler ile faydalı modeller için “uluslararası patent sınıflandırması” olarak bilinecek ortak bir sınıflandırma öngörmektedir. Türkiye, Anlaşmaya 12.7.1995 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı (RG. 13.8.1995) ile katılmıştır.
Patent yasalarının amacı; buluş yapmayı, yenilikleri ve yaratıcı fikri faaliyetleri teşvik etmek için gerekli olan korumayı ve buluşlarla elde edilen teknik çözümlerin sanayide uygulanmasını sağlamaktır. Verilen patentler ve bunların sanayide uygulanması ile teknik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleşmesi sağlanır. Sanayi alanında gelişmiş ülkelerde verilen patent sayılarının yüksekliği bu düşüncenin doğruluğunu kanıtlamaktadır.
4. PATENT BAŞVURUSU
 
Buluşlara patent verilebilmesi için, Yönetmelikte şekil ve kapsamı belirlenen ve aşağıda belirtilen unsurlar ile başvuruda bulunmak şarttır.
A-) Başvuru Dilekçesi,
B-) Buluş Konusunu Açıklayan Tarifname,
C-) Patentle korunması İstenilen Buluşun unsur veya unsurlarını kapsayan istem veya istemler,
D-) Tarifnamede, istem ve istemlerde atıf yapılan resimler,
E-) Özet,
F-) Başvuru ücretinin ödendiğini gösterir belge.
Patent Başvurusu, sadece bir tek buluşu ve genel nitelikte bir ana buluş fikri etrafında gerçekleştirilmiş olan ve birbirine bu ana buluş fikri ile bağlı birden çok buluşu içerir. Buluşun bütünlüğü istemler incelenerek sağlanır.
Türk Patent Enstitüsü patent başvurusu aldığında, tarih, saati ve dakikayı kendisi yazarak, başvuru anını kesinleştirir.

Yazar: Taşkın BÜLBÜL


KAYNAKÇA
Holeweg, Annette: “EuropaeischerundinternationalergewerblicherRechtsschutzundUrheberrecht” in GRUR. Int. 2001
Keskin, Serap: Fikri(Düşünsel) Mülkiyet Haklarında Patent ve Marka ceza normları ile korunması, 2003
Kaya, Arslan: “Türk Hukukunda Patentten Doğan Haklar”, İÜHFM., Orhan Münir Çağıl’a Armağan, 1997, C:LV, Sy:4, sh: 173-200
Lentz, Dominik: “DasEurasischePatentübereinkommen”, GRUR. Int. 1997-2
Öztek, Selçuk: “Son Değişikliklerden Sonra Türk Patent Hukukunun Ana Hatları”, Avrupa Araştırmaları Dergisi, 1995-1996, C:4, Sy:55-63
Steckler, Brunhilde: GrundzügedesgewerblichenRechtsschutzes, 2.Bası, München 1996
Tekinalp, Ünal: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul, 1.Bası, Ekim 1999
Türk Dil Kurumu, Türkçe sözlük, 9. Bası
WEB KAYNAKLI KAYNAKÇA
http://avrupapatent.com/marka.php?tescili=patentnedir
http://www.wipo.int/treaties/classification/strasbourg/index.html
http://avrupapatent.com/marka.php?tescili=patentnedir
http://www.wipo.int/treaties/registration/pct/index.html
http://www.turkpatent.gov.tr/portal/default2.jsp?sayfa=125&konu=36
http://www.wipo.int/treadies/ip/plt/index.html
Http://www.ilkx.com/component/content/?task=v
Http://www.forumpaylas.net/genel-kultur/51308-ekmek-kizartma-makinasini-kim-icat-etti-c.html
Http://tr.wikipedia.org/wiki/Thomas_Edison
Http://www.turkcebilgi.com/Louis_Pasteur

Yazar: Taşkın BÜLBÜL
 
Gazete lan Vermek iin  tklaynz

Marka davalarında hukukçulara ve marka sahiplerine önemli bir kaynak!

adres_kitap

Patentle Kazanmak KitabI ÇIKTI!

SIKÇA SORULANLAR

Uluslararası Tescilin Koruma Süresi Ne Kadardır?
Uluslararası marka tescilinin de koruma süresi on yıldır. Uluslararası Büro, marka sahibine veya vekilin uluslararası koruma süresinin bitiminden önceki altı ay içinde bir hatırlatma yaparak sürenin bitmekte oludğunu bildirir.
 
Madrid Sisteminden Kimler Yararlanabilir?
Uluslararası başvuru; Madrid Protokolü’ne taraf olan bir ülkede gerçek ve etkin sınai veya ticari bir kuruluşu olan veya o ülkede yerleşik olan veya o ülkenin tabiyetinde olan bir gerçek veya tüzel kişi tarafından yapılabilir. Uluslararası tescilin sağlanabilmesi için
Devamını oku...