Türkiye Tarım Ar-Ge'sinde Sonuncu
(0 - CDAJAXVOTE_VOTE_COUNT)
Oecd Yıllık "Tarım Politikaları: İzleme ve Değerlendirme 2007" Raporu Yayınlandı. Raporda, "Tarımda Hedefleri Başarmak İçin Türkiye, Çabalarını, Girdi ya da Çıktı Bağlantılı Desteği Artırmaktan Çok Yapısal Düzenlemeleri Kolaylaştırmaya Yönelik Politikalar Üzerinde Odaklamalıdır" Denildi.
Türkiye'de tütün, fındık gibi aşırı üretilen ürünlerden ekonomik ürünlere geçişi teşvik için yapılan çalışmalar ve harcanan para yetersiz kaldı. Yüksek enflasyon nedeniyle tarımda reform girişimleri değişkenlik gösterdi. 
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), Türkiye'de aşırı üretimden dolayı değer kaybı yaşayan tarım ürünlerinden değerli ürünlere geçişi sağlayacak ürün dönüşüm programına ayrılan kaynakların yetersiz kaldığını savundu. AB tarafından yapılan bir çalışmada, 2015 için Avrupa'nın sebze-meyve deposu olarak ilan edilen Türkiye'nin tarımsal araştırma geliştirmede geri olduğu da ortaya çıktı. Raporda "Tarımda hedefleri başarmak için Türkiye, çabalarını, girdi ya da çıktı bağlantılı desteği artırmaktan çok yapısal düzenlemeleri kolaylaştırmaya yönelik politikalar üzerinde odaklamalıdır" denildi.
OECD'nin yıllık "OECD Ülkelerinde Tarım Politikaları: İzleme ve Değerlendirme 2007" raporu yayınlandı. 288 sayfalık raporun Türkiye'ye ayrılan bölümünde, çiftçilerin daha kazançlı ürünlere geçmelerine yönelik ürün dönüştürme programıyla ilgili şöyle denildi:
"Çiftçilerin aşırı üretilen, örneğin fındık tütün gibi ürünlerden diğer ürünlere geçmelerine yardımcı olmayı hedefleyen dönüşüm ödemelerinin artırılması yetersiz kalmıştır ve 2001-2005 döneminde elde mevcut 213 milyon dolardan 4 milyon dolar ödenmiştir. 2006 için ödeme yapılmadığı bildirilmiştir."
TARIMSAL REFORMLAR DEĞİŞKEN
Türkiye'yle ilgili, "Tarım Politikasında Gelişmeler" bölümünde ise 1986-88'den bu yana süren piyasa mekanizmasına yönelik tarımsal reformların yüksek enflasyon nedeniyle "değişken" olduğu belirtildi. Türkiye'nin sık ve geçici tarımsal reformlara yöneldiğine değinilen raporda, "Her ne kadar PSE (Üretici Destek Bütçesi) 1986-1988 yıllarındaki düzeyinden yüksekse de, OECD ortalamasının oldukça altındadır ve 2006'da önceki iki yıldan düşüktür. Son yıllarda desteğin bileşiminin, piyasa fiyatı desteğinden uzaklaştırılmasıyla birlikte iyileştirilmiş bulunmaktadır" denildi. Diğer üç değerlendirme de şöyle ifade edildi:
HEDEFE ULAŞMAK İÇİN YAPISAL DÜZENLEMELERE YARDIMCI OLUNMALI
"-Hektar başına verilen, Doğrudan Gelir Desteği, tarımsal destek politikalarıyla birlikte görülen üretim bozukluklarını, sapmalarını azaltabilir ve hedeflere ulaşmayı sağlayabilir.
-Hububat çıktısına yapılan ödemenin devreye sokulması, desteğin amacından sapmış formuna yönelik geri adımdır, devam eden reform çabalarını zayıflatır.
-2001-2005 Tarım Reformu Uygulama Programı'nın devamı ve genişletilmesi büyük ölçüde piyasa mekanizmasına yönelen iyileşmeyle aynı yönde olmuştur. Bu; yasal çerçeveyi güçlendirme çabaları, eğitim, danışmanlık ve araştırma gibi daha tutarlı kırsal kalkınma politikaları geliştirilmesi ve uygun çiftçilik uygulamalarıyla birlikte sektörün çağdaşlaştırılmasına, verimliliğinin artışına yardım edebilir. Tarımda hedefleri başarmak için Türkiye, çabalarını, girdi ya da çıktı bağlantılı desteği artırmaktan çok yapısal düzenlemeleri kolaylaştırmaya yönelik politikalar üzerinde odaklamalıdır."
TARIMI 10 AB ÜLKESİNE BEDEL AR-GE'Sİ SONLARDA
Raporda incelenen ülkeler arasında Türkiye tarımda araştırma geliştirmeye ayrılan pay açısından sonuncu bulunuyor. Türkiye şubatta hazırlanan bir AB Komisyonu raporunda ise 2015 yılında Avrupa'nın sebze-meyve deposu ilan edilmiş, Türk tarımının sondan bir önceki genişlemeyle AB'ye giren on ülkenin tarımına bedel olduğu belirtilmişti. Gerçekte Türkiye tarımsal ar-ge'ye 80'lerin sonuna göre iki misli para harcıyor, harcama artıyor ama genel destek harcamaları içinde diğer ülkelere göre az yer tutuyor. Raporda listelenen ülkelerin tarımsal araştırma geliştirmeye (ar-ge) ayırdıkları paylar şöyle (Tarıma genel destek bütçelerinin yüzdesi olarak): Avustralya (yüzde 57), Norveç (yüzde 52), Yeni Zelanda (yüzde 33), İzlanda (yüzde 25), Kore (yüzde 19), Kanada (yüzde 19), Meksika (yüzde 17), İsviçre (yüzde 17), Avrupa Birliği (yüzde 16), Japonya (yüzde 10), OECD (yüzde 10), ABD (yüzde 5), Türkiye (yüzde 2).
POLİTİKADAKİ GELİŞMELERİN ÖZETİ
Hükümetin tarım politikasını AB'yle aynı çizgiye getirmek amacıyla program ve yasa çalışmaları yaptığı belirtilen OECD raporunun Türkiye bölümünde şu özetler yapıldı:
"-Üreticilere öngörülen desteği içeren (Üretici Destek Bütçesi, %) 2006 yılında, bir önceki yıla göre 7 puan düşerek yüzde 20 oldu. Rakam 1986-88 dönemindeki yüzde 16'dan 2004-2006 dönemindeki ortalama yüzde 24'e yükseldi, ancak yine de OECD ortalamasının altında kaldı.
-1986-1988'de tarımda en bozucu etkili politikalar (mal çıktısına ödeme ve değişken girdilere ödeme) üreticiye yapılan desteğin tamamıydı ve 2004-2006'da yüzde 84'üne karşılık geliyordu. Desteğin bu en bozucu biçimlerinde azalış, çiftçilere desteğin yüzde 16'sını temsil eden Doğrudan Gelir Desteği ödemeleriyle telafi edildi.
-Çiftçilerin aldıkları fiyatlar dünya piyasasında alınanlardan 2004-2006'da yaklaşık yüzde 28 yüksekti. Rakam 1986-1988 döneminde ise yüzde 17 daha yüksek bulunuyordu.
-Tek ürün desteğinin üretici destekleri içindeki payı 1986-1988'de yüzde 76 iken, 2004-2006'da yüzde 81'e yükselmiştir. Tek ürün transferlerinin yaklaşık yüzde 40'tan fazlası şeker ve büyükbaş hayvan ve yüzde 31'i kümes hayvanları ve yumurta içindi.
-Tüketiciler, 1986-1988 döneminde dünya fiyatlarından yüzde 21, 2004-2006'da ise yüzde 26 daha fazla ödediler."
GSYİH'DAN TARIMA DESTEĞİN PAYI DÜŞÜYOR
Raporda Türkiye'nin AB'nin tarım politikası müktesebatını 2005-2015 arasında kabul edeceği, bunun önemli bir bölümünün sağlık, bitki sağlığı, hayvan sağlığı, hijyen standartları ve gıda güvenliği önlemleri olduğu belirtildi.
2005 yılında, tütün ve şeker hariç tüm satın almalarda, kooperatifler tarafından dünya fiyatları, maliyet ve iç piyasa koşulları dikkate alınarak belirlenen fiyatların bir önceki yıla göre düştüğü belirtilen raporda, "2006'da, satın alma fiyatları buğday, çavdar, yulaf ve birçok tütün türü için artmıştır. 2006'da hububat satın almada fiyatlar, 2005 ile kıyaslandığında, ulusal para itibarıyla bir dereceye kadar yüksekti, ancak ABD doları cinsinden düşüktü. Tütün piyasasında reformlardan sonra şu anda fiyatlar bölgesel olarak değişkendir" denildi. Rapora göre, Türkiye'de hububat, şeker ve tütün fiyatlarında değişim şöyle oldu:
Raporda Doğrudan Gelir Desteği konusunda ise şöyle denildi:
"Doğrudan Gelir Desteği 2006'da da devam etti. 50 hektara kadar araziye sahip olan kayıtlı her bir çiftçi hektar başına ödemelerini almayı sürdürdü. 0.01 hektardan az araziye sahip olan çiftçiler DGD ödemeleri dışında tutuldu. 2005'in sonunda, DGD 17 milyon hektarın üzerindeki arazi parçası için uygulanmıştı ve 2.75 milyon çiftçi ulusal çiftçi kayıt sistemi altında kayıtlı bulunuyordu. DGD ödemeleri oranı 2005'te hektar başına 75 dolar, 2006'da ise hektar başına 112 dolardı. 2005'te toplam 1.451 milyon dolar, 2006'da 1.877 milyon dolar DGD ödemesi yapıldı. DGD ödeme siciline kayıtlı çiftçiler ayrıca 'mazot ödemesi' denen bir ödeme de aldılar, bunun miktarı 2005'de hektar başına (en çok 50 hektara kadar) 18 dolardı; 2006'da ödeme yapılmadığı bildirilmiştir."
2013'e kadar tüm devlet mülkiyetindeki şeker ve tütün ve çay işleme tesislerinin özelleştirileceği, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin ise korunacağı belirtilirken, fındık kooperatifi FİSKOBİRLİK'in satın alma fiyatlarını belirlemediği, devletin 2000-2006 arasında, 2 milyar dolarlık kurum borcunu ortadan kaldırdığı bildirildi.
Kırsal kalkınma çerçevesinde mısır kurutma ve depolama, süt toplama ve işleme, meyve ve sebze işleme paketleme, depolama, alternatif enerji kaynaklı sera inşası, et işleme, bitki tohumu işleme paketleme, arıcılık ürünleri işleme ve paketlemesiyle ilgili projelerin 16 pilot bölgede destekleneceği belirtilen raporda, "2006'da ödenen gümrük vergileri genelde 2005 ile aynı kaldı. Buğday, arpa, mısır, darı, ayçiçeği, ham ayçiçeği yağı, soya fasulyesi 2006'da yükseldi. Tarım ürünleri için ortalama gümrük vergileri 2005'te yüzde 56.4, 2006'da yüzde 59.2 idi" denildi. Raporda şu saptamalar da yapıldı:
"-Dünyada tarıma destek 1986-1988 dönemiyle karşılaştırıldığında düşse de, ülkeler arasında desteğin düzeyi konusunda büyük farklılıklar bulunmaktadır. 2004-2006'da üreticilere destek, 'çiftlik makbuzlarındaki pay olarak' Yeni Zelanda'da yüzde 1, Avustralya'da yüzde 5 idi. Destek ABD ve Meksika'da yüzde 14, Kanada'da yüzde 22, Türkiye'de yüzde 24 düzeyinde. Destek Japonya'da yüzde 55, İzlanda, Norveç, Kore ve İsviçre'de yüzde 60'ın üzerinde.
GSYİH'ın payı olarak tarıma yapılan toplam destek tüm OECD ülkelerinde düşmüştür, Türkiye'deki durum geniş tarım sektörü ve görece düşük GSYİH'yı yansıtmaktadır. Türkiye'de üretici desteği OECD ortalamasının altındayken destek düzeyi, desteğin en bozucu formları olarak ve belli mallar desteklenerek zamanla artmıştır. Toplam destek OECD ülkeleri GSYİH'ları içinde en büyük paya Türkiye'de ulaşmaktadır, bu tarımın ekonomi içindeki göreceli önemini yansıtmaktadır.
Türkiye'de satın almalarda fiyatlar 2005'te tütün ve şeker dışında tüm mallar için düşmüş, ancak 2006'da buğday, çavdar, yulaf ve tütünün birçok türü için artmıştır
2007-10-27
 
Gazete lan Vermek iin  tklaynz

Marka davalarında hukukçulara ve marka sahiplerine önemli bir kaynak!

adres_kitap

YAZ KAZAN! MAKALE YARIŞMASI

Sürdürülebilir Kurum Başarısında İnovasyon ve Patent İlişkisi - Yarışma Makalesi 35

Gelişen teknolojilerle birlikte insan ihtiyaçları da bu yönde yol almakta ve temel gereksinimleri karşılama döneminden artık geçildiği ve kaliteyi üreticinin
Devamını oku...

 

SIKÇA SORULANLAR

Uluslararası Tescilin Koruma Süresi Ne Kadardır?
Uluslararası marka tescilinin de koruma süresi on yıldır. Uluslararası Büro, marka sahibine veya vekilin uluslararası koruma süresinin bitiminden önceki altı ay içinde bir hatırlatma yaparak sürenin bitmekte oludğunu bildirir.
 
Madrid Sisteminden Kimler Yararlanabilir?
Uluslararası başvuru; Madrid Protokolü’ne taraf olan bir ülkede gerçek ve etkin sınai veya ticari bir kuruluşu olan veya o ülkede yerleşik olan veya o ülkenin tabiyetinde olan bir gerçek veya tüzel kişi tarafından yapılabilir. Uluslararası tescilin sağlanabilmesi için
Devamını oku...