Patent Hakkı Kavramının Tanımı ve Gelişim Süreci:
(4 - CDAJAXVOTE_VOTE_COUNT)
Patent kavramı “açık olmak” anlamındaki Latince kökenli “patere” fiilinden gelmektedir (KAYA,Aslan,”Türk Hukukunda Patentten Doğan Haklar”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C.LV,S.4,1997,174 vd sf.173). Patent kavramı en başta buluşu belgeleyen
lafzi bir kavram olarak kalmış fakat zamanla buluş üzerindeki inhisari kullanma yetkisini de içerisine almıştır. Bu yoldan çıkarak tanımı şu şekilde yapabiliriz ; “Patent buluş sahibinin yaratıcı düşüncesinin belirli bir zaman dilimi içinde yasal hükümler çerçevesinde koruma altına alındığını gösteren bir belgedir” (KAYA,Aslan,”Türk Hukukunda Patentten Doğan Haklar”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C.LV,S.4,1997,174 vd sf.173)

Patent hakkı , sahibine maddi ve manevi menfaatler sağlayan özel hukuka ilişkin bir hak olduğu gibi , sahibine sınırsız ve mutlak hakimiyet sağlayan bir hak olmakla beraber aynı zamanda süreye bağlı , devir ve ferağ konusu olabilen bir haktır.

Patent hakkı tarih içinde uzun yıllar boyunca ilgi ve anlayıştan yoksun kalmıştır. Patent hakkındaki ilk bilgiler Almanya’da 15. yüzyıldan gelmektedir. 15. yüzyılda buluşunu, bulana tek başına kullanma hakkı tanıyan “İmparatorluk Serbest Belgeleri” verildi.O zamanlar Almanya’da yasal düzenleme olmadığı için bunların verilişi tamamen imparatorluk takdirine göre oluyordu.(Yüksel,Ali Sait,Patent ve Lisans Sözleşmesi Hukuku,Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yayın No:384,I.Baskı,İstanbul,1989, sf.5) Daha sonraki dönemlerde İngiliz Kraliyeti tarafından verilen “imtiyazlar” daha farklı bir yönden patent olgusuna yaklaşmışlardır. İngiltere’de “letters patent” diye adlandırılan Kralın yazdığı açık mektuplarla yabancı zanaatkarlara İngiltere’de yerleşmek ve zanaatlarını serbestçe yapıp , tecrübe ve bilgilerini çıraklara öğretmelerini sağlamak amacıyla bu imtiyazların tanındığını görmekteyiz. Kraliyet tarafından verilen bu imtiyazların ilk olanlarından bir tanesi, 1331 yılında III. Edouard tarafından Flandreli bir dokumacıya verilen imtiyazdır. Bu imtiyazların direkt olarak spesifik bir amaç için verildiği görülmektedir. (Eisenschıtz 24; Young/Watson/Thorley/Miller 2¸Walton/Laddie/Baldwin/Kitchin XI/1)
Toplumumuzu tarif eden Hans BARTH "Bütün Türkler bir fikir üzerinde teemmüle dalmış filozoflara benzerler. Göz ve ağızlarında kesif bir iç hayatının ifadesi okunur. Hepsinin hareketlerinde aynı ciddiyet, konuşma, bakış ve mimiklerinde ayrı itidal mevcuttur. İnsan paşadan, küçük bir bakkala kadar bütün Türklerin aynı okulda yetişmiş, aynı asalet mertebesine sahip büyük senyörler olduklarını zanneder. O kadar ki, İstanbul'da bir halk tabakası bulunduğunun farkına bile varmaz." (Djevad) Bu tanımın nedeni ise Osmanlı ticaret sistemindeki ahi teşkilatının varlığıdır. Satışa sunulan bazı mallar, bütün esnaf tarafından imal edilebilmekte, bazılarının ise üretimi, birkaç ustaya inhisar etmekte, hatta bunların fiyatları da diğerlerinden faklı olmaktaydı. Herhangi bir usta tarafından icat edilen çeşidin patenti ise, sadece o ustaya aitti. Diğerleri, bu ürünü taklit etmeyecekleri hakkında taahhütte bulunmaktaydılar. Örneğin, seccade kilimini dokuyan esnaf içinde ağır kesme dokumanın patenti Nişo adlı bir gayr-i müslime aitti. Diğer ustalar da buna müdahalede bulunmamayı taahhüt etmişlerdi. (http://www.tesob.org.tr/ahi.htm)

İmtiyaz sisteminin bir kanuna dayanmayıp, hükümdarın bir lütfuna dayanması nedeniyle bu sistem, zamanla kötüye kullanılmış ve patent hakkının kanunlarla korunması dönemi başlamıştır. İlk patent kanunu, 1474 yılında Venedik’te hazırlanmıştır. O tarihlerdeki Venedik devleti, 1440 ile 1550 tarihleri arasındaki devrede dünyanın patent alanındaki lideri konumundaydı. Bu Kanun’a dayanarak Galileo’nun 1594’te su çıkarmak ve toprakları sulamak için keşfettiği bir buluşuna patent aldığı bilinmektedir. İngiltere’de ise imtiyaz sisteminin kötüye kullanılması sonucunda 1624’te Statute of Monopolies kabul edilmiştir. Tekel kanunu ile paralellik sağlayan bu patent kanununa göre patentin sahibi gerçek kişi olmalı ve ilk mucite patent 14 yıl için verilmekteydi.(Eisenchıtz 24-25; Armitage,English Patent Law,4) ABD’de kabul edilen ilk patent kanunu ise 1641’de Massachusetts’te , ilk federal kanun ise 10.Nisan.1790’da kabul edilmiştir. Daha sonra kabul edilen kanunlar ise; 1791 Fransa, 1877 Almanya, 1879 Osmanlı İmparatorluğunda İhtira Beratı Kanunu, 1885 Japonya ve 1896 Rusya’da kabul edilmiştir. Dikkat edildiği gibi her ne kadar ilk kanunun kabul edilmesi ve diğer ülkelerin bunları takip etmesi biraz geç gibi görünse de teknolojik olarak gelişimlerinin henüz başında hatta hiç başlamamış olan ülkelerin kanunlarını çıkarmada hassasiyet gösterdikleri de gözden kaçmamaktadır. Diğer bir yandan da baktığımızda bu konuda ilk kabul edilen kanunlardan olan Osmanlı İhtira Beratı Kanunu 1879 tarihinden itibaren 1995 yılında Türkiye Cumhuriyeti’ nde kabul edilen 551 sayılı Patent Kanunu’ na kadar hiçbir değişiklik göstermemiş ve paralelinde ne geliştirilmiş ne de bu arada imzalanan uluslararası antlaşmaların içerisinde yer almıştır. Bu devrede Türkiye Cumhuriyeti 1883 tarihli Paris Sözleşmesi’ nin 1925 tarihli La Haye metnini 1930 tarihinde kabul etmiş ve Osmanlı İhtira Beratı ile birlikte uygulamaya koymuştur.


Patent Hakkının Kazanılması:

Patent hakkının kazanılması ulusal ve uluslararası olmak üzere iki yönden incelenecektir;

Ulusal Patent Hakkının Kazanılması:

Patent Hakkını Kazanabilecek Kimseler:

Ulusal patent hakkının kazanılması için öncelikle kavranması gereken konu patent hakkını kimlerin kazanabileceğidir. 551 sayılı KHK’ nin 2. maddesine göre TC sınırları içerisinde ikametgahı olan veya sınai veya ticari bir faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişiler Paris Antlaşması dahilinde başvuru hakkına sahip kişiler olarak tanımlanmaktadır. Bu maddenin birinci fıkrası hükmü kapsamı dışında olmasına rağmen karşılıklılık ilkesi uyarınca TC uyruğundaki kişilere kanunen patent koruması sağlayan ülkelerin vatandaşları da Türkiye’ de patent korunmasından yararlanırlar.

Dikkat edilebileceği gibi 2. maddeye göre ulusal sınırlar içerisinde patent korunma hakkına sahip üç farklı grup oluşmaktadır. Bunlar; TC ikametgahlı olanlar, Paris Antlaşmasından yararlananlar ve karşılıklılık ilkesinden yararlananlardır. Fakat KHK’ dan da görülebileceği gibi TC vatandaşları bu sayılanlar arasında bulunmamaktadır. Bu bir ihmal gibi görünse de sadece yurtdışı ikameti bulunan TC vatandaşlarını kapsamı dışında tutmaktadır. Bir çok kaynakta bunun önemsenmemesi gerektiği KHK’ da yazmasa dahi aynı anda kabul edilen Endüstriyel Tasarımların Korunması ve Coğrafi İşaretlerin Korunmasına dair diğer iki KHK’ da bahsedildiği söylenmektedir. Fakat tarafımca bu görüş yanlıştır. Aynı durum markalarla ilgili KHK ’da da geçerlidir. Buradaki asıl amaç patentin yaratıldığı coğrafya ile yaratan arasında paralellik kurmaktır.

Patent Verilemeyecek Konular ve Buluşlar:

Ulusal patent hakkının kazanılması için bir diğer önemli konu ise patent verilecek ve verilemeyecek konuların iyi bir şekilde ayırt edilmesinin sağlanmasıdır. 551 sayılı KHK ’ya göre buluş niteliğinde olmadıklarından dolayı patent verilemeyecek konular şunlardır ;

- Keşifler, bilimsel teoriler, matematik metotları
- Zihni, ticari ve oyun faaliyetlerine ilişkin plan, usul ve kurallar
- Edebiyat ve sanat eserleri, bilim eserleri, estetik niteliği olan yaratmalar, bilgisayar yazılımları
- Bilginin derlenmesi, düzenlenmesi, sunulması ve iletilmesi ile teknik yönü bulunmayan usuller
- İnsan ve hayvan vücuduna uygulanacak cerrahi ve tedavi usulleri ile insan, hayvan vücudu ile ilgili teşhis usulleri
- Tüm bu sayılanlar dışında kalıp KHK’ ya göre kamu ve toplum düzen, ahlakına aykırı olan buluşlar ile önemli ölçüde biyolojik esaslara dayanan bitki ve hayvan yetiştiriciliği usullerine patent koruması verilememektedir.

Patent Verilebilirlik Şartları:

551 sayılı KHK ’nın 5. maddesinde bir buluşun patent ile korunabilmesi için taşıması gereken nitelikler şu şekilde belirtilmiştir;

- Yenilik: Hiçbir sistemde kabul edilebilir olmadığı gibi Türk Patent Sistemi’ nde de bir konuya patent verilebilmesi için aranan ilk özellik önceden bilinmeyen bir sistem olmasıdır.
- Tekniğin Bilinen Durumunun Aşılması: Bilinden çok küçük bir farkla ayrılan buluşlara patent talebinin artması ile yapılan düzenleme bir buluş seviyesi getirmek olmuştur. En başta göreceli bir kavram gibi görünen buluş seviyesinin uygulanma şekli bilinen tüm kanunlarda aynı şekilde uygulanmakta ve bu şekilde içinden çıkılabilmektedir. Tüm Dünya gibi ülkemizde de uygulanan sistem; buluşun ilgili olduğu teknik adamlarca aşina olmaması durumunda buluş olarak patent hakkının verileceği açıklanmıştır.
- Sanayiye Uygulanabilir Olma: Bir buluşun sanayiye uygun olması ile kast edilen buluşun niteliği itibari ile sanayide elde edilebilmesi veya sanayide bir çalışma vasıtası olarak kullanılabilmesidir.

Patent hakkının sadece sanayide uygulanabilecek olan buluşlara verilmesi bu hakkı telif hakkı gibi diğer fikri haklardan ayıran bir özelliktir. ( BAINBRIDGE I David, Cases & Materials in İntellectual Property Law, Pitman Publishing, London, 1995 , sf.281)

Patent Hakkı Çeşitleri ve Süresi :

551 sayılı KHK’ da iki türlü patentten bahsedilmektedir. Bunlardan birincisi incelemesiz patent, diğeri incelemeli patenttir.

Türk Patent Enstitüsü’ ne yapılan patent başvurusu 42. maddede belirtilen unsurları taşıdığı taktirde, başvuru sahibine başvurusunun alındığı ve sicile kaydedildiği bildirilir. Daha sonra patent şekli şartlar bakımından incelenir. Bu şartlara haiz olmayan başvurulara, eksiklerini giderebilmeleri için gerekli bildirim yapılır. Yapılan inceleme sonrasında şekli şartlara uygunluk açısından bir eksik görülmemesi durumunda, patent başvurusu araştırmaya hazır hale gelir. Bu arada başvuru sahibinden , başvuru tarihinden veya başvuruda rüçhan hakkı talep edilmişse, rüçhan tarihinden itibaren onbeş ay içerisinde Enstitüye, tekniğin bilinen durumu ile ilgili araştırma talebinde bulunması ve ilgili ücreti ödemesi beklenir. Söz konusu süre içerisinde talepte bulunulmaması halinde, patent başvurusunda bulunana, tekniğin bilinen durumu ile ilgili araştırma yapılması için, Enstitünün bildirim tarihinden itibaren bir ay içerisinde talepte bulunması gerektiği bildirilir. Araştırmaların talep edilmemesi veya araştırma ücretinin ödenmemesi halinde ise başvuru geri alınmış sayılır. (Patent/Faydalı Model Belgesi Başvuru Kılavuzu sf.18-19)

Başvuru sahibinin, tekniğin bilinen durumu ile ilgili araştırma yapılması talebinden sonra, araştırma yapılır. Tekniğin bilinen durumu ile ilgili araştırma raporu , başvuru konusunu teşkil eden buluşun yenilik ve tekniğin bilinen durumunun aşılması niteliklerine dayanarak teşkil edecek, tekniğin bilinen unsurlarını teşkil eder. Bu araştırma Patent Enstitüsü veya Enstitü tarafından belirlenecek milletler arası niteliği tanınmış araştırma kuruluşları tarafından düzenlenir. (md.57) Enstitü bu araştırmayı Avusturya Patent Ofisi’ ne yaptırmaktadır. (Patent/Faydalı Model Belgesi Başvuru Kılavuzu sf.19) Rapor düzenlendikten sonra, başvuru sahibine tebliğ edilir. Bu tebliğ tarihinden itibaren artık üç aylık bir süre içerisinde başvuru sahibinin incelemeli yada incelemesiz patent verilmesi sistemlerinden hangisini tercih ettiğini bildirmesi gerekir. Başvuru sahibinin hangi sistemi tercih ettiği ve araştırma raporu Enstitü tarafından yayınlanır. (md.57) Enstitü, başvuru sahibi incelemeli patent verilmesini talep etmediği müddetçe kendiliğinden incelemeli patent veremez. Başvuru sahibinin, üç ayın içerisinde tercihini bildirmemesi halinde, incelemesiz sistemi tercih ettiği kabul edilir. (md.59)

İncelemesiz patent verilmesinde üçüncü kişiler, yönetmelikte belirtilen şekilde ve araştırma raporunun yayınlandığı tarihten itibaren altı ay içerisinde, araştırma raporunun içeriği hakkında, ilgili belgeleri eklemek suretiyle görüşlerini Enstitüye bildirebilirler. Sürenin dolmasından sonra Enstitü, eğer varsa üçüncü kişilerin araştırma raporu ile ilgili görüşlerini kanıtlayan belgeleri başvuru sahibine bildirir. Başvuru sahibi de, bu bildirimden itibaren üç ay içerisinde kendi görüşlerini bildirir ve gerekli görürse istem veya istemlerinde değişiklikler yapabilir. Enstitü, tekniğin bilinen durumu ile ilgili araştırma raporunu ve varsa üçüncü kişilerin araştırma raporuna ilişkin görüşlerini dikkate almaksızın, başvuru sahibinin raporla ilgili karşı görüşlerini bildirmesi için belirlenen süre dolduktan sonra incelemesiz patent verilmesine karar verir ve gerekli ücretlerde ödendikten sonra incelemesiz patentin verildiği ilgili bültende ilan edilir. (md.60)

İncelemeli patent sistemi ise, patent başvurusu hakkında “yenilik” ve “tekniğin bilinen durumunun aşılması” incelemesi göz önüne alınarak yapılan patent verilme sistemidir. İncelemeli patent, başvuru sahibini tekniğin bilinen durumu ile ilgili araştırma raporunun kendisine tebliğinden itibaren üç ay içerisinde talep etmesi halinde verilir. Üçüncü kişiler, araştırma raporunun ve incelemeli patent talebinin yayınlanmasından itibaren altı ay içersinde, yeniliğin bulunmadığı veya tekniğin bilinen durumunun aşılmadığı veya tarifnamenin yeterli olmadığı da dahil olmak dahil olmak üzere patentin verilebilirlik şartlarının mevcut olmadığını, iddialarını kanıtlayan belgelerle birlikte ileri sürerek itiraz edebilirler. Başvuru sahibinin, araştırma raporunun yayın tarihinden itibaren altı aylık süre içerisinde patent konusu olan buluşun yeterince tanımlandığı, buluşun yeni olduğu ve tekniğin bilinen durumunun aşıldığı konusundaki inceleme talebi, gerekli ücretin de ödenmesi ile birlikte , Enstitü tarafından ancak , üçüncü kişilere de tanınan itiraz süresi geçtikten sonra yapılabilir. Üçüncü kişilerin itirazları varsa bu itirazlar, başvuru sahibine tebliğ edilir ve üç ay içerisinde başvuru sahibi, üçüncü kişilerin itirazlarına karşı kendi gerekçeli görüşlerini Enstitüye bildirir. Gerekli görürse tarifname, istem veya istemlerini de değiştirebilirler.(md.62/2,3,4)

Başvuru sahibine, üçüncü kişilerin itirazları ile ilgili görüş bildirmesi için verilen sürenin bitmesi ile Enstitü, incelemeli patent verilebilmesi için gerekli şartların olup olmadığına ilişkin incelemeyi başlatır. Enstitü, kararını ve kararın dayanaklarını da içeren inceleme raporunu, başvuru sahibine bildirir ve eksikliklerin giderilmesi, istem veya istemlerde değişiklik yapılması ve itiraz için altı aylık bir süre tanır. Başvuru sahibinin rapora karşı savunmasını ve varsa değişiklikleri içeren talebini, Enstitü tekrar inceler ve inceleme raporundaki farklı görüşlerin giderilmediğine karar verirse gerekçeleri ile birlikte başvuru sahibine bildirir ve üç aylık yeni bir itiraz süresi tanır. Başvuru sahibi de, üç ay içerisinde kendi karşı görüşlerini ve eğer yaptıysa değişiklikleri yeniden Enstitü’ye bildirir. Enstitü, bu son itirazları da inceledikten sonra kesin kararını verir ve istem veya istemlerin tamamı veya bir kısmı için patent verebilir. Şüphesiz ki Enstitü, hiçbir itirazın yapılmaması ve patent verilmesine ilişkin şartların tümünün varlığı halinde de patentin verilmesine karar verecektir. Karar başvuru sahibine tebliğ edilir ve gerekli ücretler ödendikten sonra Enstitü incelemeli patenti verir. (md.62)

İncelemesiz patent, yedi yıl süre ile geçerli olmak üzere verilir. İncelemeli patentin süresi ise yirmi yıldır. Sürenin dolması ile patent hakkı sona erer. Bu sürenin uzatılması mümkün değildir (md.72). İncelemesiz patentte ise, patent hakkı sahibi dilerse yedi yıllık süre içerisinde patentinin incelemeli patente çevrilmesini talep edebilir. Patentin geçerli olduğu yedi yıllık süre geçtikten sonra ise patent hakkı sona erer ve böyle bir talep yapılamaz. İncelemeli patente çevirme talebinde bulunulması halinde ise incelemeli patent verilme sistemi uygulanır. (md.60)

Patent İşbirliği Antlaşması’nın Hükümlerine Göre Patent Hakkının Kazanılması:

“Patent İşbirliği Antlaşması” 1966 yılından beri bu konuda birlikte çaba göstermiş olan ABD ve Sınai Mülkiyetin Korunmasına İlişkin Uluslararası Büro’ nun (BIRPI) çalışmalarının bir ürünüdür. (ORTAN, Ali Necip,Avrupa Patent Sistemi Cilt II,Lüksemburg Antlaşması/Patent İşbirliği antlaşması/Strasburg Anlaşması Antlaşması,Ankara,1992,sf.193) Sözleşme , 19.06.1970 tarihinde yirmi devlet tarafından Washington’da imzalanmış, 24.01.1978 tarihinde yürürlüğe girmiştir. (Pfafner,Klaus,”The Patent Cooperation Treaty, An Introduction”,European Intellectual Property Review,April 1979,98vd.,sf.98) Türkiye’de ise, AB ile imzaladığı gümrük birliğine ilişkin kararın 8 sayılı ekinin 3. maddesindeki yükümünü yerine getirerek sözleşme’ye 1995 yılında katılmıştır.

Bilindiği gibi buluşlarını birden fazla ülkede patent koruması altına almak isteyen mucitler veya müracaatçılar, bu ülkelerin her birinde veya Avrupa Patenti ve Afrika Ülkeleri Patenti gibi bölgesel patentlerde ilgili bürolara ayrı ayrı müracaatta bulunmak zorundadırlar. Başvuruların her ülkede o ülkenin dilinde yapılması ve o ülkenin mevzuatına göre dosyalanması gerekmektedir. Ücretlerin her ülkenin parasına göre ödenmesi gerekmektedir. Bu farklı sistemlerden kaynaklanan yoğun çaba ve masrafların sonucunda ise müracaatçı buluşunun teknik veya ticari olarak başarı kazanıp kazanamayacağını ve hatta buluşunun patent ile korunabilecek kriterlere sahip olup olmadığını, patent korunmasını kazanıp kazanamayacağını dahi bilemez. (GURRY, Francis, “Dünya Fikri Haklar Organizasyonu ve Patent İşbirliği Antlaşması (PCT)”,Patent Sistemleri ve Patent Ofis Organizasyonları Uluslar arası Sempozyumu,Ankara,12-13.X.1992, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü,Ankara,1992,sf.17)

Patent İşbirliği Antlaşması’ nın amacı işte burada ortaya çıkan sorunları düzenlemek ve buluşların korunması için yapılan patent başvurularının ve bu başvuruların incelenmesinin ortaya çıkardığı zorlukları gidermektir. (ORTAN, Ali Necip,Avrupa Patent Sistemi Cilt I,Lüksemburg Antlaşması/Patent İşbirliği antlaşması/Strasburg Anlaşması Antlaşması,Ankara,1992,sf.41) Sözleşme ile bütün bu sorunlara çözüm olarak dünya çapında bir işbirliği oluşturulmuş ve bu sisteme göre , sisteme üye olan topluluklarda yapılan tek bir uluslararası patent başvurusunun tüm PİA ülkelerinde patent korunması altında olması sağlanmıştır. (PFAFNER, Klaus,”The Patent Cooperation Treaty, An Introduction”,European Intellectual Property Review,April 1979,98vd.,sf.99)

Başvuru Kurumu, uluslararası başvuruyu; başvuru sahibini, ikametgah veya uyruğu itibariyle bu kuruma bir uluslar arası başvuruda bulunma hakkına açıkça sahip olduğunun anlaşılması, uluslar arası başvurunun belirlenen dilde düzenlenmesi ve uluslararası başvuruda en azından başvurunun bir uluslar arası başvuru olarak işlem görmesi konusunda bir isteğin bulunması, en az bir antlaşma devletinin belli edilmesi, başvuru sahibini öngörüldüğü gibi belirtilmesi, tarifname olarak değerlendirilebilecek olan bir kısmın bulunması ve de istem veya istemler olarak görülebilecek bir kısım bulunması halinde kabul ederek, bu başvurunun kabul tarihini uluslar arası başvuru tarihi olarak tespit eder. (PİA.md.11/1) Uluslararası başvuru tarihine hak kazanmış olan her uluslararası başvuru, Paris Antlaşması’ na göre usulüne uygun olarak yapılmış bir milli patent başvurusunun hükümlerini doğurur. (PİA.md.11/4) Yani bu müracaat, başvuru sahibince belirlenerek, korumanın talep edildiği PİA’ ya üye olan ülkelerin tamamında milli bir müracaatın etkisine sahip olur. (GURRY, Francis, “Dünya Fikri Haklar Organizasyonu ve Patent İşbirliği Antlaşması (PCT)”,Patent Sistemleri ve Patent Ofis Organizasyonları Uluslar arası Sempozyumu,Ankara,12-13.X.1992, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü,Ankara,1992,sf.18)

Başvurunun dosyalanması, yetkili başvuru kurumu tarafından yapıldıktan sonra, başvurunun bir nüshası Başvuru Kurumu’ nda kalır. Diğer bir nüshası WIPO’nun Cenevre’de ki Uluslararası bürosuna, diğer bir nüshası da yetkili uluslararası araştırma komisyonlarına gönderilir. Uluslararası Araştırma Kurumları ;ABD Patent ve Marka Ofisi, Japon Patent Ofisi, Avrupa Patent Ofisi ile Avusturya, Avustralya, İsveç ve Rusya Patent ofisleridir. (Gurry,Francis, “Dünya Fikri Haklar Organizasyonu ve Patent İşbirliği Antlaşması (PCT)”,Patent Sistemleri ve Patent Ofis Organizasyonları Uluslar arası Sempozyumu,Ankara,12-13.X.1992, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü,Ankara,1992,sf.29) Sayılan araştırma kurumlarınca yapılan ve amacı tekniğin bilinen durumunu belirlemek olan araştırmalar aynı kriterlere dayalı olarak yapılır. Araştırma sonucu bir rapor halinde düzenlendikten sonra sahibine ve onun patent korunması talep ettiği sözleşmeye taraf olan ülke yada ülkelerin patent kurumlarına bildirilir. Aynı zamanda raporda ilan edilir. (PİA.md.18/1)

PİA prosedürü, korunma talep edilen devlet yada devletlere gönderilmesinden sonra, milli patent kurumları önünde, milli düzeyde devam eder. Başvuru sahibi, korunma talep ettiği devletin patent kurumuna, gerekirse o devletin resmi diline uygun, uluslararası başvuru belgesinin tercümesini verir ve öngörülen harçları öder. Böylelikle milli patent kurumları, ulusal işlemi başlatabilirler. Eğer ulusal hukuki düzenleme “tescil sistemine” dayanıyorsa, başvuru sahibi büyük bir güçlükle karşılaşmaksızın patent alabilir. Eğer ulusal düzenleme “inceleme sistemine” dayalı ise, milli patent kurumu, Uluslararası araştırma raporunu baz alır ve gerektiği ölçüde milli hukukun şekli ve maddi hükümleri doğrultusunda ek bir araştırma işlemi ile araştırma raporunu tamamlamış olur. Uluslararası başvurunun gündeme alınması ve incelenmesi için rüçhan tarihinden itibaren en az yirmi aylık bir sürenin geçmiş olması gerekir. Başka bir deyişle, başvuru sahibine tanınmış olan, on iki aylık rüçhan hakkını kullanma süresine ek bir süre daha verilmiş olmaktadır. Böylece başvuru sahibi, Uluslararası Araştırma Raporunu daha geniş bir zaman dilimi içerisinde değerlendirme fırsatını bularak, koruma talep etmeyi düşündüğü devletlerde uluslar arası patent başvurusuna dayalı olarak işlemi sürdürüp sürdürmeyeceğini karar verme ve dolayısıyla olası mali harcamalardan kaçınma olanağına kavuşmaktadır ki bu da, PİA ’nın sağladığı yararların bir diğeridir. (ORTAN, Ali Necip,Avrupa Patent Sistemi Cilt I,Lüksemburg Antlaşması/Patent İşbirliği antlaşması/Strasburg Anlaşması Antlaşması,Ankara,1992,sf.43)

Patent İşbirliği Antlaşması’ nın ikinci aşaması ise, Sözleşme’nin ikinci kısmındaki, “Uluslararası Geçici İnceleme”dir. Ancak bu aşama, birinci kısım üye devletlerin tümü için değil, sadece bu hükümleri benimseyen devletler için bağlayıcıdır. (Bartels,Busso,”A new era for the PCT system”,The Patent Cooperation Treaty A New Era,Institute of Advanced Legal Studies,Londen,1985 (A New Era), sf.6) Sözleşmeye göre, “Yönetmelik anlamında ikinci kısmın bağlayıcı olduğu bir antlaşma devletinde ikametgahı bulunan yahut böyle bir antlaşma devletinin uyruğunda olan ve uluslararası başvurusu bu devletin veya bu devlet adına hareket eden Başvuru Kurumu’na verilmiş olan her başvurunun sahibi, geçici uluslar arası inceleme yapılması için başvuruda bulunabilir. (md.31/2-a) Geçici inceleme, başvuru sahibinin talebi üzerine, Uluslararası Geçici İnceleme Yapmakla Görevli Uluslararası kuruluşlarca yapılır. (PİA.md.32/1) Uluslararası geçici inceleme talebi, Uluslararası başvurudan ayrı olarak yapılır ve başvuru sahibi bu talebi yaparken incelemenin sonuçlarını kullanmak istediği ikinci kısmın bağlayıcılığını kabul eden Antlaşma devletlerinin isimlerini yani seçilen devletleri bildirmelidir. (PİA.md.31/3-4) Bu inceleme, uluslararası başvurunun konusu olan buluşun patente bağlanabilirlik koşulları olan; yenilik, tekniğin bilinen durumunu aşma ve sanayiye uygulanabilirlik açısından incelenmesidir. (PİA.md.33/1) Geçici inceleme raporunda hiçbir şekilde söz konusu buluşun ulusal bir hukuka göre patent bağlanabilir olduğu veya olmadığı şeklinde bir saptamaya yer verilemez. (PİA.md.35/2) Uluslararası Geçici İncelemeyle Görevli Kuruluş, raporunu hazırladığında, suretlerini hem başvuru sahibine, hem de Uluslararası Büro’ya gönderir. Uluslararası Büro’da raporu ve belirtilen dillerdeki tercümelerini, her bir seçilmiş kuruma gönderir. (PİA.md.36)

Uluslararası Geçici İnceleme Raporunun, rüçhan tarihinden itibaren hesaplanan on dokuz aylık sürenin dolmasından evvel talep edilmiş olması şartıyla, yine rüçhan tarihinden itibaren yirmi sekiz aylık bir sürenin içinde hazırlanması gerekir. Raporun geçici incelemeye başlamasından itibaren azami dokuz aylık süre içinde düzenlenmiş olması gerekir. (PİA.md.35/1,Yön.md.69/1a-c) Normal olarak başvuru sahibi, söz konusu raporu, seçilmiş kurumlar nezdinde başlatılacak olan ulusal aşamadan önceki iki ay içinde almakta ve böylece de başvuru sahibine, elindeki raporun sonucuna göre ulusal aşamayı başlatıp başlatmamak konusunda düşünme fırsatı verilmiş olmaktadır. (ORTAN, Ali Necip,Avrupa Patent Sistemi Cilt II,Lüksemburg Antlaşması/Patent İşbirliği antlaşması/Strasburg Anlaşması Antlaşması,Ankara,1992,sf.240) Uluslararası Geçici İnceleme Raporu, milli patent kısımları için bağlayıcı değildir. Ancak, özellikle gelişmekte olan ülkelerin patent kurumları hem kapsamlı uluslararası araştırma raporu hem de yenilik, tekniğin bilinen durumunu aşma ve sanayiye uygulanabilmeye ilişkin olan uluslararası geçici inceleme raporuna dayalı olarak daha sağlıklı bir değerlendirme yaparak, milli patent işlemlerini yürütebilecektir. (ORTAN, Ali Necip,Avrupa Patent Sistemi Cilt I,Lüksemburg Antlaşması/Patent İşbirliği antlaşması/Strasburg Anlaşması Antlaşması,Ankara,1992,sf.44)

Patent işbirliği antlaşmasına göre yapılan uluslar arası patent başvurularında, uluslararası araştırma ve uluslar arası geçici inceleme safhalarından sonra ulusal safha diye tanımlanan, belirlenen ülke yada ülkelerden talep edilen milli yada bölgesel patentin incelenmesi safhası gelmektedir. Belirlenen patent bürolarında değerlendirme ve incelemelerin ulusal safhada başlamasından evvel patent başvurusu sahibinin bazı gerekleri yerine getirmesi gerekir. Eğer patent başvurusunda bulunan kişi ulusal safhada gerekli işlemleri yapmazsa, uluslar arası müracaat belirtilmiş olan ülkelerde geçersiz olur. Ulusal safhadaki işlemlere başlayabilmek için, her bir belirlenen ülke için adı geçen ülkelerin bürolarına ücretler yatırılmalıdır ve uluslararası müracaat büronun dilinde veya resmi dillerinin birinde dosyalanmamış veya yayınlanmamış ise, resmi dilde bir çeviri dosyalanmalıdır. Bu işlem rüçhan tarihinden itibaren on dokuz ay içerisinde uluslar arası geçici inceleme için tercihin yapıldığında rüçhan tarihinden itibaren otuz ayın sona ermesinden önce yapılmalıdır (PİA.md.39/1) ve diğer her koşulda bu işler rüçhan tarihinden itibaren yirmi ay içerisinde yapılmalıdır. Ulusal safhaya girebilmek için olan süreler, bazı kurumlarda yirmi veya otuz aydan daha fazladır. (GURRY, Francis, “Dünya Fikri Haklar Organizasyonu ve Patent İşbirliği Antlaşması (PCT)”,Patent Sistemleri ve Patent Ofis Organizasyonları Uluslar arası Sempozyumu,Ankara,12-13.X.1992, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü,Ankara,1992,sf.20-21)

Kural olarak ödenmesi gereken ulusal ücretler, ulusal bir müracaatın dosyalanması için ödenmesi gereken ücretlerin aynısı olmak gereklidir. Bununla beraber, çeşitli bürolar, uluslararası araştırma raporu veya uluslar arası geçici inceleme raporu düzenlenmiş ise, daha düşük ulusal dosyalama, araştırma veya inceleme ücreti alırlar. (GURRY, Francis, “Dünya Fikri Haklar Organizasyonu ve Patent İşbirliği Antlaşması (PCT)”,Patent Sistemleri ve Patent Ofis Organizasyonları Uluslar arası Sempozyumu,Ankara,12-13.X.1992, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü,Ankara,1992,sf.21) Demek ki başvuru sahibi, seçilen ülkede, ulusal hukukun ücret ödemek, şekli şartlara uymak ve inceleme yaptırmak gibi gerekliliklerine uyarak patent belgesini alacaktır. (TEKİNALP, Ünal,”Gümrük Birliğinin Türk Hukuku Üzerinde Etkileri”,İHFM,C.LV (Gümrük Birliği),sf.66)

Özetle Patent İşbirliği Antlaşmasının buluş sahibine veya ondan bu hakkı almış olan kişiye yada halefine sağladığı kolaylıklar ve yararlar, işlemin, kabul eden ofise ödenen küçük bir ücretle başlaması ve esas ücretlerin ulusal başvuru aşamasında ödenmesi yani masraf ertelemesi imkanının elde edilmesi, uluslar arası geçici inceleme raporunun olumlu olması halinde, böyle bir koruma sağlanabileceği ümidinin somutlaşması ve ulusal veya bölgesel patent talep etme isteme cesaretinin doğmasıdır. Uluslararası geçici inceleme raporu olumsuz ise diğer aşamaya geçilmeyip masraflardan tasarruf edilebilmesi de önemli bir avantajdır. Patent İşbirliği Antlaşması, buluşa en az masraf ve en az zaman sarfı ile birden çok ülkede koruma sağlayabilmektedir. (TEKİNALP, Ünal,”Gümrük Birliğinin Türk Hukuku Üzerinde Etkileri”,İHFM,C.LV (Gümrük Birliği),sf.66-67)

Avrupa Patent Antlaşmasının Hükümlerine Göre Patent Hakkının Kazanılması:

Avrupa Patent Antlaşması yada bir diğer adı ile Münih Antlaşması, 07.07.1977 tarihinde Lüksemburg ’un katılma belgesini vermesi ile Antlaşmanın 169/1. maddesi hükmü uyarınca bu son katılma belgesinin verildiği tarihten sonraki üç aylık sürenin dolduğu 07.10.1977 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Antlaşma, giriş bölümünde de belirtildiği gibi Avrupa Devletleri arasında işbirliğini güçlendirmek ve bu amaçla üye ülkelerde patentlerin tescilinin tek bir prosedürle sağlanması ve verilen patentler için standart kuralların oluşması amacıyla aktedilmiştir. (ERDEM, Bahadır,Patent Hakkının Korunmasına ve Patent Hakkına İlişkin Sözleşmelere Uygulanacak Hukuk,Beta Basım A.Ş.,2.baskı,İstanbul 2002,sf.65)

Avrupa Patent Antlaşması ile Patent İşbirliği Antlaşması bir bakıma birbirleriyle yarışan sistemlerdir. Zira başvuru sahibinin seçimine göre her iki antlaşma uyarınca Avrupa’da patent korunmasının sağlanması mümkündür. Ancak her iki sistem de birbirini soyutlamamaktadır. Aksine her iki sistem de bir diğerini tamamlamak suretiyle sıkı bir bağ içindedir. Bu sıkı bağ dolayısıyla da Avrupa Patent Antlaşması, girişinde de belirtildiği üzere Patent İşbirliği Antlaşmasının 45/1. hükmü uyarınca PİA ‘ya göre bir “bölgesel antlaşmadır”. (ERDEM, Bahadır,Patent Hakkının Korunmasına ve Patent Hakkına İlişkin Sözleşmelere Uygulanacak Hukuk,Beta Basım A.Ş.,2.baskı,İstanbul 2002,sf.66)

Münih Antlaşmasının çekirdeği, Avrupa patenti verilmesi işlemidir. Bu işlem, Avrupa patenti başvurusu ile başlar ve sırasıyla şekli incelemenin yapılması, araştırma raporunun düzenlenmesi, raporun ilanı, maddi inceleme sonrası Avrupa Patent Kurumu’ nun Avrupa patenti vermesi ile sonuçlanır. Avrupa Patenti, ortak bir Avrupa koruma hakkı değildir. Başka bir deyişle bir buluşa Münih Antlaşması hükümleri uyarınca verilen Avrupa Patenti, o buluşa Antlaşmaya üye bütün devletlerde otomatik ve aynı hükümlere bağlı olacak şekilde koruma sağlamaz. Avrupa patenti ile sağlanan koruma hakkı sadece, buluş sahibinin başvurusunda belirttiği üye devlet veya birden fazla devlet söz konusu ise Avrupa patentinin verilmesine ilişkin dilekçede belirtilen devletlerde geçerlidir. (Ant.md.79/1) Görüldüğü üzere Avrupa patenti bir veya daha fazla üye devlet için talep edilebilir. (Ant.md.3) (ERDEM, Bahadır,Patent Hakkının Korunmasına ve Patent Hakkına İlişkin Sözleşmelere Uygulanacak Hukuk,Beta Basım A.Ş.,2.baskı,İstanbul 2002,sf.66)

Antlaşmanın 2/2. maddesinde de belirtildiği gibi Avrupa patenti, onun verildiği üye devletlerin her birinde, antlaşma içinde aksi ifade edilmedikçe o devlet tarafından verilen bir patent gibi aynı etkiye sahiptir, aynı şartlara haiz olacaktır ve aynı haklardan yararlandıracaktır. Yani Avrupa patenti geçerliliği, korunma çevresi ve korunma süresi gibi konularda Avrupa Patent hukukunun bütünlük gösteren hükümlerine bağlı kalmakla beraber bunun dışındaki hususlarda her devletin farklılık gösteren milli düzenlemelerine tabidir. Avrupa Patent Antlaşmasına sadece AB üyesi devletler değil bu Antlaşmanın hazırlanmasına katılmış olan ve Antlaşmaya katılmaya İdare Konseyi tarafından davet edilen bütün Avrupa Devletleri katılabilir. (ORTAN, Ali Necip,Avrupa Patent Sistemi Cilt I,Lüksemburg Antlaşması/Patent İşbirliği antlaşması/Strasburg Anlaşması Antlaşması,Ankara,1992,sf.28-29)

Avrupa Patent başvurusu Münih’teki Avrupa Patent Ofisi’ ne veya La Haye deki şubesine veya söz konusu Antlaşmaya üye ülkelerin her hangi birindeki Merkezi Sınai Mülkiyet Ofisi’ ne yapılabilir. Bu başvuru yerlerinden herhangi birine yapılan başvuru eş zamanlı olarak kabul edilmektedir.

Avrupa Patent Antlaşmasına tabi her hangi bir devletin Merkezi Sınai Mülkiyet Ofislerinde yapılan başvuruları o devletler kendi ulusal hükümlerine uyan en kısa süre içerisinde Avrupa Patent Ofisi’ ne göndermekle yükümlüdürler. Gizli tutulup tutulmaması konusunda bir inceleme yaptıktan sonra dört ay içinde veya rüçhan hakkı talep edildiği hallerde rüçhan tarihinden itibaren on dört ay içerisinde Avrupa Patent Ofisi’ ne ulaştıracaklardır. Kendi ulusal mevzuatları bu süreleri aşamayacak, bu süre içerisinde ulaşmayan patent başvuruları yapılmamış addedilecektir. Konusu gizli olan bir patent başvurusu Avrupa Patent Ofisi’ ne gönderilmeyecektir.

Antlaşmaya göre Avrupa Patentinin süresi 20 yıldır. Ancak üye devletler o üye devleti etkileyen acil şartlar altında veya milli güvenlik gibi konulardan dolayı bu süreyi uzatabilirler.

Avrupa Patent başvurusu yapılan buluş öncelikle Evrak Giriş Bölümü tarafından giriş incelemesine tabi tutulur. Giriş incelemesinde yapılan inceleme başvuru tarihine hak kazanmak için gereken şartları taşıyıp taşımadığı, başvuru ücretinin yatırılıp yatırılmadığı, işlem durumuna uygun çevirinin verilip verilmediğidir. Eğer bu konuların herhangi bir veya daha fazlasında eksik varsa evrak giriş bölümü bu eksiklerin tamamlanması için başvuru sahibine bir aylık ek süre tanır. Başvuru giriş incelemesindeki şartların yerine getirildiğinin tespitinden sonra başvuru şekli incelemeye tabi tutulur. Bu incelemede fiziki şartların yerine getirilip getirilmediği ve verilen dilekçenin belirtilen hükümleri taşıyıp taşımadığı incelenmektedir. Şekli incelemenin amacı rüçhan tarihinden itibaren 18 aylık sürenin sonunda patent başvurusunu maddi bir incelemeye tabi tutmaksızın ilan edebilmektir. Şartlar gerçekleşmemişse başvuru sahibine başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden itibaren 16 aylık bir süre tanınır. Giriş incelemesi ile şekli incelemenin bitirilmesinden sonra sıra “araştırma raporu”nun düzenlenmesi safhasındadır. Bu incelemenin amacı patent başvurusunun yeni olup olmadığı, buluş faaliyetine dayanıp dayanmadığı, yani Avrupa Patenti verilmesi için gerekli asıl şartlara haiz olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırma raporu düzenlendikten sonra başvuru sahibine gönderilir. Başvuru sahibinin rapor ile ilgili herhangi bir itirazı olmadığı takdirde on sekiz aylık bir süre içerisinde başvuru ve rapor yayınlanır. Avrupa Patent başvurusunun maddi bakımdan incelenmesi, “yenilik” “, “buluş faaliyeti” ve “sanayiye uygunluk” bakımından incelenmesidir. Bu incelemenin yapılması yapılacak işlemlerin uzunluğu ve mali harcamaları gerektirdiğinden dolayı başvuru sahibinin talebine bağlıdır. Bu başvuru Avrupa Patent Araştırma Raporunun yayın tarihinden itibaren altı aylık bir süre içerisinde yapılabilir. Maddi şartların sağlandığı da Ofis tarafından kabul edilir ve vadesi gelmiş ücretlerin ödendiği tespitine varılırsa başvuru sahibine Avrupa Patenti verilmesine karar verilir ve Avrupa Patent Fasikülünde yayınlanır.

Patent Hakkının Tükenmesi :

Bilindiği gibi, patent hakkı ile buluş sahibi, patent konusu ürün veya patent konusu usul ile doğrudan doğruya elde edilen ürünü satışa arz, satmak veya kiralamak veya lisans sözleşmesi gibi bir işlemle üçüncü şahıslara sunmak konusunda bir yetki ve hak kazanır. Fakat patentin satılması ve devredilmesi durumunda ne tür hakların satılması veya patentin mucidinin hakları “patent hakkının tükenme ilkesi” ile çözümlenmektedir. (TEKİNALP, Ünal,”Gümrük Birliğinin Türk Hukuku Üzerinde Etkileri”,İHFM,C.LV (Gümrük Birliği),sf.685)

Patent hakkının da dahil olduğu bütün fikri haklar ilgili olduğu malın imali ve ilk satışı konusunda sahibine inhisari bir hak verir ve bu hakkı satmak yada bu haktan imalat yapma hakkı patent sahibindedir. Fakat patent hakkı bir kez hukuki yoldan hak ve rıza ile satışı gerçekleşirse hak sahibi malın ticaretini alım ve satımını engelleyemez. Bunun nedeni “ilk satım hakkı”nın tükenmesidir ve artık malın dolaşımına müdahale edilemez. (TEKİNALP, Ünal,”Gümrük Birliğinin Türk Hukuku Üzerinde Etkileri”,İHFM,C.LV (Gümrük Birliği),sf.686)

Patentten doğan hakkın tükenmesinde dikkat edilmesi gereken nokta, bu hakkın tükenmesinin, buluş iadesinin tümü ile tükenmesi anlamına gelmeyeceğidir. Kast edilen konu patent hakkı ile elde edilen malın alım satım yoluyla el değiştirmesini kısıtlayıcı hakların tükenmesidir. Yani patent hakkı ile bir malın satım yapma hakkını alan kişi sadece o malı satma hakkını elde edecektir. Örneğin patent hakkı ile üretim yapılan mal üzerinde herhangi bir değişiklik yapma hakkı yoktur. (TEKİNALP, Ünal,”Gümrük Birliğinin Türk Hukuku Üzerinde Etkileri”,İHFM,C.LV (Gümrük Birliği),sf.686)


Patent hakkının tükenmesinde bir diğer üzerinde durulması geren konu ise “ülkesellik” ilkesi gereğince tükenmenin sadece korunma hakkının geçerli olduğu ülkelerde uygulanabileceğidir. Korunma hakkı tanınmayan ülkelerde tükenme hakkından söz etmenini imkanı doğal olarak yoktur. “Bölgesel tükenme” ve “ülkesellik” kavramları bir çok kaynakta aksi geçmesine rağmen tarafımca globalleşen dünyada aynı kavramı ifade etmekte olduğu düşünülmektedir.
"Patent Hakkı Ve Değerlendirilmesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Soner Yavaş'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
 
Gazete lan Vermek iin  tklaynz

Marka davalarında hukukçulara ve marka sahiplerine önemli bir kaynak!

adres_kitap